”Sus kimseler duymasin ölurum ha”
Ahmet Arif
- Tezek sobalarin uzerinde kizaran ekmeklerin kokusunu hissederken keyiflenirdik, sicak ekmekte eriyip giden yagi dusunmek bana hala huzur verir cok mutlu olurum. Beyaz cay sekerini biz cocuklar cok severdik kitir kitir yerdik. Sobalarin atesi sönunce geceler cok soguk olurdu. Kerpic duvarlarin dibinde camurlu sularinda oynasirdik, yada eger don yoksa cocuklar sahah erkenden disariya firlayip kendi oyuncaklarini yaratirlardi. Kuslar ucusurdu uslerinde. Gunduzleride koca koca bulutlar olurdu sicak vede yumusak. Cocuklugumda, bulutlar yere daha yakin durulardi gunes ise cok parlak. Bir hastam bana agliyarak” ulkemde bulutlara dokunabilirsin demisti. Bende kendisine” köyumde yildizlara dokundugumuzu biliyormuydun” dedistim gulmustu bana. Ne demek istedigimi anladigini söyledi vede sesizlige gömuldu. Yoldan gurultulu gecen arabalarin sesleri kulaklarima cinlayip dururken sesizligin efendisi olmak zordu. Benim isim sesizliktir, sesizligimde umut vede dostluk dagittirim.
Cocuklugumda Tuz gölunden kirmizi sicak kumlu ruzgarlar eserdi, kumlarla kirmizi canavarlar ususurdu Tavsancaliya, gökyuzu kirli portakal rengine boyanirdi. Kirmizi bulutlarin yere cöktugu böyle gunlerde herkes eve kapanir, pencerelerden disardaki kum firtanasina bakarlardi. Insanin yuzunu kesen kum tanecikleriydi bunlar. Pencere agizlari, evler kumlarla dolardi. Ugulduyan camlardan iceri giren insana huzur veren kirmiziligin sicakligi kucaklardi bizleri . Sonrada kum firtanasi diner, sesiz pembemsi yeri gögu seyrederken herkes camlardan umutla disariya bakardi vede bir sesizlik dokunurdu saclarimiza bir dost elli gibi. Iste o ruzgarlarin icindeki kirmizi canavarlar cocuklugumda en cok sevdigim arkadasimi göturduler 7 yaslarindaydim ”Talat G ”. Kimseye yitip giden kivircik sacli arkadasimin yoklugunu anlatamayincada yani hic buyumeyen buyuklere (zaman icinde buyukler , kine , nefrete, korkularina takilincada bir dahada hic buyumediler) sesizligin efendisi olmaya karar verdim. Sesizligimde, hic kimselere anlatamadigim, uzuntulerim, korkularim, sevinclerim sakliydi.
Sus, kimseler duymasın
Duymasın ölürüm ha
Aydım yarı gecede
Yeşil bir yağmur sonra
Yağıyor yeşil
(Ahmet Arif)
- 3 genci asmislardi, ve radiodan cizirtili bir ses idam edildiklerini duyuruyordu. Cocuktuk, Televizyonlar yoktu, pili radiolarda haberler dinlenirdi. Oturup aglamisti insanlar, bazilarida daha cok genc diyorlardi, yazik cok yazik diye. Deniz gezmisi vede arkadaslarini asmislardi. Asildiklarinda insanlarin agladiklarini gördum. Kimse neden asildiklarini anlatamayincada, buyuyunce sordum, neden astilar diye, bu bir oyundur dediler, show böylece devam edecekti . O cocukluk yillarimdan sonrada show devam etti birileri oynati öburleri oynadi hep. Bilincsiz tiatro sahnesine bende katildim. Sadece bir figuran olarak. Bana hayatimda en cok mutluluk veren rollde o oldu. Bu rollu kendim yaratmistim. Roll kisa suruncede yurt disinda baska roleri ustlenmek zorunda kaldim. Kimligimiz; sac rengimiz, tenimizin rengi oldu. Isimlerimizede yanlis isim denilince her seyimizi yitirdik. Hepimizin batidaki ortak ismi ” kara kafalilar”oldu gitti.
Rüya bütün çektigimiz
Rüya kahrım rüya zindan
Nasıl da yılları buldu
Bir mısra boyu maceram
Çatladı yüreği çakmaktaşının
Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su
Ağlıyor yeşil. (Ahmet Arif).
- Iste tam o kisa suren figuranlik dönemimde oyun gene devam etti Cemili, Ramazani
Yavuz Kucukyavuzu vurdular. Ramazan Harmanciyi anmadan gecmem olmaz ,halkini cok severdi, orta anadolu kurtlerini asagilayan dogulu kurtler icin( hepsi degil) canini verdi. web sayfalarinda Ramazanin adinin gecmemesi beni hep uzer. Tanistigimizda Ankaradaydi, sorup dusunuyordu , Ankaranin dumanli sisli Yuzuncu yillinda. . Onunda yuzunde hep bir gulumseme olurdu. O’ universite sinavlari sirasinda ,”X, Y,-” li zamanlarimizda, biz problem cözerken o hep dusunurdu. Sonralari ben Isvecteyken, Ramazanlari iskenceler , daglar, özgurluk, halkim, sinirsiz kardeslik derken, daglerda yitirdik. Göguslerinden vurulmuslardi. Gözlerini ta uzaklara orta anadolunun ortasina tavsan dagina dikerken gözleri acik kala kaldi hepsinin, dogdugu yerin topragi cagiriyordu onlari gelemediler. Kansiz olmuyor ölumler insan gögsunden vurulunca, kursunun girdigi yere madalyada takilmiyor, yitip gidiyor insan gözlerinde donup kalan umutlariylan. Hala kivircik sacli yakisikli arkadasimi bekliyenleri var. Umutsuz yasanmiyor iste, belki bir gun annesinin kapasina dayanir Ramazanlar kimbilir.
- Birde Cemilimiz vardi fidan boylu. Cemil B. kucuk yaslarda calismaya basladi, cunku babasinin yuzlerce dönum topragina bir seyler olmustu. Okulun en zeki insani okulu birakti, calismak zorundaydi. Sonralari Cemil buyudu , Norvece Gitti, Norvece gittigimde onu bir defa gördum, son görusumde oydu, sesizdi bir sirri vardi sanki, kim bilebilirdiki daglara sevdali oldugunu, cenet kusunu aramaya cikmis, mezapotamyadaki daglarda kuslarin ozani”Feqi Teyran ”gibi cenet kusunu ariyormus. Danimarkaya gidecegim diyordu. Cemil bir daha dönmedi. Gögsunden vurmaslaridi Cemili. O gitti bizler kaldik geriye, tavsancalinin icini bosaltilar, anadolu tukettikce tuketti beyinlerini, degerlerini , ANADOLUNUN adi ANABOS oluncaya kadar bu is galiba devam edecek. Onlarin anneleri sesizlikte hep agladilar, sesizligi aglarken ögrendiler. Cunku sesizlikte cocuklarini ariyorlardi. Sesiz olacaktik hic söylenmeden. Böyle seyleri hic konusmadan, korkular icinde susmak insani sesizligin efendisi yapmiyor, kölesi yapiyor, insan yok olup gidiyor. Sesizlik, korkularin uzerine uzerine git diyor sonrasinda özgurlugun var. Insanin korkmasi gereken tek sey korkularidir.
- Size bir sir verecegim: Ramazanlar her gece tavsan daginda bir ates yakip sohbet ediyorlarmis. Tavsan dagina sevdanlanmislar. Her gece disari ciktiginizda oraya bakarsaniz görursunuz onlari, tavsan daginin en yuksek keskin ucuna bakin, orda bir turbenin uzerinde bir Jilan agaci vardir tam ordalar iste, orda. Birde o tepenin en yukseginde bir geyik durur. Gözlerinizi kapatip o ates kosunu hissedin, atesi görun, onlar ordadir. Onlar avrupayi hic bir zaman istemediler memleketlerini Turkuylen , Kurduylen her seyiylen cok severlerdi onlar namusun semboluyduler. Onlarin sevdasi baskaydi, tek istedikleri esitlik vede kardeslikti. Sizi gene huzunlendirdim galiba. Onlari uzak yildizlarda yitirdik. Ben umut satarim bazanda huzun kimseyi kandirmadan sesizligi ögretirim en buyuk sanatim budur iste.
Susmuş bütün namlular
Susmuş dağ
Susmuş deniz
Dünya mışıl mışıl
Uykular derin
Yılan su getirir yavru serçeye
Kısır kadın maviş bir kız doğurmuş
Memeleri bereketli ve serin, Sağıyor yeşil
- Ilkokulda kurtce konusmak yasakti. Kurana el basardik bir daha kurtce konusmayiz diye. Oyun oynarken hep kurtce konusurduk, baska dil bilmezdikki. Sonra ögretmenlerin ajanlari olurdu siniflarda kurtce konusanlar tespit edilirdi, ya dövulurler yada para cezasi verilirdi. aslinda hepimizi birer ajan yapmislardi. Bu öyle bir uygulamaydi. Bazen, kucuk penceresiz tuvalet dibinkedi 6 metrekarelik odaya kapatilan, aglayan cezali cocuklarin sesi gelirdi. koridordan gecerken bu iniltililer duyulurdu. Ben fakir annesiz bir cocugun o kucuk odada bir gece tutuldugunu duymusumtum ama gercekmi bilmiyorum.
- Korkular vede kokular icinde gidip geldik iste. Korkuyu vede nefreti iste ta ozamanlar icimize islettiler, o iniltili cocuklarin sesleride kulaklarimdan hic gitmedi. Lise yillarimda bu öfkeden dolayi halkimi savundum bilincsizce. Dilimi konusmamak zor geliyordu bana hepsi buydu iste. Sonralari avrupaya geldik, dogudan gelen kurtlere heyacanla vede mutlulukla sarildik onlarda bize Konyali , Ankarali, Kirsehirli kurtler dediler yani bize yari turk gözuyle baktilar( adiyamanlilar, malatyayililari haric). Kendileride Turk olmak icin ellerinde geleni yaparlar. Onlardan gördugumuz asagilamayi Turklerden görmedik. Hala bilincsizce kurtcemize bize saldiran SEY suruleri vardir isimleri SEY olsun gitsin cok kizginim ayni zamanda uzgun. Kurtcemiz adiyaman, sivas, antep, maras kurtcesi oldugu halde kelimelerden tutunda ses cikisina kadar alay ettiler . Yani kendilerini aydin zanediyorlarki alakalari yok raki masalarinda, memeleket kurtarilmiyor . Aydin olmak erdem terbiye alcak gönululuk insan sevgisi ister. Bir arkadasim söyle demisti biz batinin ortasina Ankara Konyanin dibindeyiz, kiskaniyorsunuz galiba demisti aydin dogulu seye. Öyle ya zaten kurtlere tek ögretilen bölgecilik , hocalik, agalik, degilmidir. Asagilaki asagilasin tek sancimizda budur.
- Benim tek derdim , ANABOS’ta biz turkler , kurtler, rumlar, ermeniler, araplar, suryaniler … su zengilege bak saymakla bitmiyor) hepimiz kardesce yasayalimki ANABOS tekrar ANADOLU olsun. Tavuklarimiz karissin birbirine. Benim tek derdim budur.
- Herneyse, sonralari o dövulen ajan cocuklardan bazilari bizi asagiladilar,koruyucu oldular, bizimkilerde Tavsancalidan Mardinlileri surduler. Tavsancalida dogup buyuyen bir cocuk tavsancaliyi cok özluyormus her gece ruyalarina giriyor sevgili memleketti, arkadaslarini özluyor. Kendisinden dinleyelim” biliyormusun ben Tavsancalida gözlerimi açtım orada büyüdüm. bunun için oradan direk kopartılınça beni çok etkiledi şok oldum.Hala orayı unutamıyorum orayı çok özledim .Günlerce rüyama girdiği oldu t.çalı. ama oraya o kadar kızgınım ki”( Kaynak, tavsancali net) .
- Köyde bir aralar 13 yas ustu cocuklarda tas , kum bosaltma moda olmustu. Cocuklar ameleler gibi carsida toplanir Aksaraydan gelen yuklu kamyonlari beklerlerdi. Bazi cocuklar o dag gibi taslari sicak altinda cok az bir paraylan bosaltirlardi. O kucuk cocuklar nasilda o kendilerinden buyuk taslari bosaltirlardi, cogunun ellleri kanar genede eve harclik göturuyorum diye sevinirlerdi. Belkide sadece aferin benim guzel oglum ”az qurbana tama” cumlesini duymak icin. Kisin cok usuyen cocuklarin bu yazlarida ayaklari taslara degip kanlar icinde kalirlardi. Cocuklarin elleri nasirli olurdu hep, o taslari, kumlari , arpa yuklu Man kamyonlarini bosaltan cocuklarin hepsi cok mutluyduda. O cocuklar buyuduler hayalerindeki en guzel evleri yaptilar. Onlarin guzel evlerini Tavsancalida görmek beni cok mutlu ediyor. Onlarin evlerine ölu yatirim diyorlar, hayir evleri sesizlik icindede olsada yillin bir cok gununu onlar her gun o evin icinde yasamaktalar.Ne olacak yani evler ölu yatirimda bizler kalici yatirimiyiz simdiki zamani vede mekani yasamak gerekir. Ömeranlilarin köylerina bu kadar bagli olmalari, köylerine yatirim yapmalari, caliskan vede namuslu olmalari beni cok gururlandiriyor.
- Arkadaslar inatla !!! Icinizdeki evleri yapmaya devam , ama iste bir ama var orda manasida su: evlerin sanki cogu hep bir birine benziyor su planlari biraz degistirseniz diyorum. Internete Ingiliz, Alman, Amerikan vs tip evler arayin bukadar masraf yapmisken: Turkiyede bir numara olmaya bakin ah bir de gölumuz olsaydi diyorum, Erbakan bir aralar deniz getirecekti sonra hasta oldu galiba!!!!!!!!!!!!. Bol selamlar.




