Yazarlar:
31 NUMARALI REKLAM ALANI
Marmaranın Maviliğinde: Olan Olmuştur, Olacak Olan da Olmuştur O Gece*.

maviTam inanmış 614 erkek ile kadın ve bir çocuk.

Sanki Nuh Tufanından kopup gelmişlerdi.

Zulme karşı bir sefer. Mazluma bir kucak açış.

Rabbin kendine seçtiği enstrümanlar** idi hepsi.

Kadınlardan, erkeklere, kundaktaki bebekten, sakalı ağarmış dedelere kadar uzanan devasa bir orkestra adeta. Müslümanı, yahudisi, hristiyanı ve ateisti ile böyle muhteşem bir orkestrayı zaten ancak O (c.c) bir araya getirebilirdi. O (c.c) şanına yakışanı yaptı, bize de ancak şükür düşer bu yolda.

Şimdi bir yanımız Marmaraya akar, bir yanımız taş üstünde taş bırkılmayan Gazzeye. Filistinin yetimlerini kucaklar bir yanımız, taş atıp kurşun yiyenleri, Efendimiz (s.a.v) gibi açlıktan midelerine taş bağlayanları kucaklar bir yanımız.

Bir yanımız Selahaddin’i arar Kudüs’ün mazlumlarına doğru seyr-ü-sefer yaparken. Kubbet-üs Sahra yalnız değildir şimdi. Bekler belkide Selahaddin’in torunlarını ve onların arkadaşlarını.

Ve tarih şahittir Kudüs’ün son fatihi Selahaddin’in torunlarının Akdenizin mavi sularına karışan kızıl kanlarına şimdi. Allah tüm insanlığa doğruyu işaret ederken yine onların kanıyla yazdı yazgıyı. Bu şeref o kanı taşıyanlara yeterde artar bile.

Söz İHH başkanı Bülent Yıldırım’ın: ‘Bildiğiniz gibi bu seferde en çok Kürtler öldü. Ben hayatımda bu kadar cesur adamlar görmedim. Siz hiç mi korkmazsnız be kardeşim. Hiç mi ölüm sizi korkutmaz. Neredeyse herkes askerlerden kaçarken, sadece Kürt arkadaşların İsrailli askerlere karşı koyduğunu söyleyebilirim. Onların verdiği cesaret ile bizde karşı koymaya başladık.’

Tam inanmış 614 erkek ile kadın ve bir çocuk.

Sanki Nuh Tufanından kopup gelmişlerdi.

Zulme karşı bir sefer. Mazluma bir kucak açış.

Rabbin kendine seçtiği enstrümanlar* idi hepsi.

Sabah namazı vaktinde saldırdı siyonist rejim. Tan vakti yani meleklerin dünya semasına en çok yaklaştıkları vakitte. Zodiaklarla, helikopterlerle geldiler ansızın. Yani korkakça geldiler. Gözlerinde perde ile ve izanları bağlanmış olarak geldiler. Çöl arslanı Hamza’nın takipçilerine böyle saldırdılar. Bilmiyorlardı ki Hamza’nın Bedir’de söylediklerini. Bin müslümanı üç bin müşrik karşılamıştı. Şöyle dedi Hamza. ‘Adil bir savaş olacak, onlar bizi görüyor bizde onları. Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Onlarda korkmadılar gözlerinin gördüğü hiçbir şeyden. Ne azılı siyonist ordudan, ne vurdumduymaz dünyanın uyurgezerlerinden, ne gazete köşelerine sinmiş ajanlarından, ne de Refah sınır kapısını İsrail istedi diye kapatan Mısır’ın firavunu Hüsnü’den (soyadını yazmaya kalemim varmadı nedense).

Gemideki solcu, ateist ve gayri müslümlerin desteği ile bu sefer bir insani yardıma dönüştü. Yoksa üç beş müslümanın birbirine yardımı olmaktan öteye geçemeyecekti. Demek ki bazen orta paydalarda buluşmanın böylesi güzellikleride varmış ancak donmuş beyinlere ve taşlaşmış kalplere bunu anlatmak ne kadar da zormuş.

Brusk Baran

E-mail: [email protected]

**Hakan Albayrak, Yenişafak: http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=22567&y=HakanAlbayrak

*"Derviş Devrimcilerin Kuru Ekmeği İnsanın Yolunu Aydınlatıyor

Sadık Battal

"İnsanlık tarihi Hakkın, hukukun ve adaletin, putlarla mücadelesinin tarihidir tam da. Cenabı Hak, insanlara, dünya hayatında hukukun ve adaletin mümkün yollarını Peygamberlerimizin rehberliğinde apaçık anlattığı kutsal kitaplarında, insanın mutluluğuna ve huzuruna giden hukuk ve adalet yolunun, Allah'tan başka ilahlara tapmamaktan geçtiğini şüphesiz bildirmiştir.

İnsan, tarih boyunca birçok kez yoldan çıkmış ve sapıtmıştır. Sapmanın küreselleştiği anlarda yeniden gönderilen Peygamberler aracılığıyla insan bir kez daha yola, erkana, edebe, hukuka ve adalete davet edilmiştir. Allah, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa'yı, insanın yolunu aydınlatması, insana köprüden önce son çıkışı göstermesi için son peygamber olarak göndermiştir.

Vakit hızla ilerlemiş, insan, Allah'tan başka ilah olmadığını unutmaya, başka ilahlar aramaya başlamıştır bir kez daha. Bir kez daha eskiye, nefsi olana dönüş başlamıştır.

Sadece ve daima Allah'a ait olan güç, Peygamber Efendimizden sonra, bir vakit gelmiş insandan bilinmeye başlanmış, tam bu noktada Hakkın, hukukun ve adaletin, hayata geri dönmesi için İmam Hüseyin ve ailesi Kerbelaya hareket etmiştir. İnsan, Sevgili Peygamberimizin sevgili ailesini hak ve adalet arayışında, Kerbela çöllerinde yalnız bırakmış ve bu utancı o gün bugün sinesinde taşımıştır. Otoritenin ve gücün tek ve mutlak sahibi Allah'ı unutanlar, ömrü veren de ömre ömür biçen de sadece Allah'tır hakikatini unutup, şu fani dünyada, oyun ve eğlence için gönderildiğimiz uyku dünyasında, fazladan bir üç gün daha kalabilmek umuduyla, yalan dünyanın yalan güç ve otorite odaklarına / zamane yezitlerine Allah'tan utanmadan yaltaklanarak kendilerine verilen süreli ömrü boşa harcamışlardır.

Sevgili Peygamberimizin torunları, Allah'ın arslanı İmam Ali'nin çocukları, Kerbela çöllerinde şehit olmayı göze almamış olsaydı, insanlık adalet duygusundan, bir ütopya olarak dahi olsa mahrum kalırdı. Kerbela olmasaydı, maazallah,Yezit ve sonraki bütün yezitler, sureti haktan görünebilirdi insanın gözüne, bu da insanlığın topyekun helakı olabilirdi, doğrusunu elbette Allah bilir.

Kerbela, iyi ile kötünün, doğru ile yanlışın, hak ile batılın, adalet ile adaletsizliğin, cennet ile cehennemin somutlaştığı ve geri dönülemez biçimde çatıştığı andır. Yerlerin ve göklerin tek sahibi Allah ve İnsanlığa gönderdiği son kutsal kitabı Kur'an, çatışmanın şahididir. 31 mayıs 2010 tarihinde şafak sökmeden 'Akdeniz'in ufka doğru kızıla çalan mavisi'ne yerler gökler şahittir.

İmam Hüseyin'in ve ailesinin şehadetiyle dünya hayatında varolmayı sürdüren adalet ve Hak duygusunu hayata yeniden hakim kılmak ve insana bir kez daha emanet etmek isteyen Allah, askerleri ve melekleriyle hıncahınç dolu Mavi Marmara'nın, Akdeniz'e doğru, Hakka doğru, adalete doğru hareketine izin verdi o gece, bize de herşeyi apaçık gösterdi. O muhteşem gecenin biz de şahidi olmak istiyoruz, bizi de o gecenin ebediyyen şahidi kıl ya Rabbi.

Furkan Doğan ve 8 arkadaşımız şehitlikle ödüllendirildi o gece. Furkan, Kur'an'ın öbür adıdır. iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, hak ile batılı, adalet ile adaletsizliği, cennet ile cehennemi bir kez daha ebediyyen birbirinden ayıran Furkan, Mavi Marmara'nın rehberiydi o gece.

Allah, insanı bir kez daha özgür ve şerefli kıldı o gece.

Özgürlük ve şeref, Allah'tan insana bir kez daha armağan edildi o gece.

Tek bir esir kalmayıncaya dek, tüm insanlık özgür oluncaya dek, Mavi Marmara yoluna devam edecek.

Allah'tan geldik, Allah'a döneceğiz hakikatini, bir kez daha ve geri dönülemez biçimde gördük o gece.

Allah var, keder yok... Olan olmuştur, olacak olan da olmuştur o gece."

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

KADINLAR İKİNCİ SINIF VARLIKLAR DEĞİLDİR
KADINLAR İKİNCİ SINIF VARLIKLAR DEĞİLDİR

Haberi Oku