Herkese eşit şekilde uygulanması gereken yazılı kurallar bütünü olan hukuk, toplumda güvene, istikrara ve adalete olan inancı yüceltir. Hukuk adaleti gerçekleştirmek için vardır. Hukukun olmadığı bir yer düşünebilir misiniz yada bu mümkün mü? Hukuk maddi yaptırımlarla sağlansa da ahlak boyutunun manevi yaptırımı vardır, yani hukuk ahlaktan ayrılmaz, hukuk bunların koruyucusu ve teminatıdır… Zamanla hukukun farklı uygulanmasından dolayı bazı sanatçılar sınır dışı edilmiş yada haksızlığa uğratılmıştır…Sadece sanatçılardan ibaret değil tabi. Ancak bugün devletimiz bu yanlışı fark etmiş veya etmek zorunda kalmış bu şahısların emeklerini, iyi niyetlerini onlar hayatta olmasa da sanatçıların şahsına haklarını ve maneviyatını iade etmiş, Doğruyu teslim etmiştir. Genel ahlak, Siyaset ahlakı, Ticaret ahlakı v.b. hepsini içinde barındıracak olan, toplumun güvenirliliğini sağlayan ve gelişmişlik seviyesini gösteren Hukuk ahlakı’dır.
Diriliş romanında Rus yazar Lev Tolstoy çok güzel bir olaya değinir…Vicdan muhasebesi yapan bir kahramanı konu alır…İçinde bulunduğu ruhsal durumda, yazarın romandaki kahramanına yansır…her ne kadar sonunda adaletin yine gerçekleşmediğini (katyuşa’nın ceza evine girmesi) görmek üzücü olsa da ceza hukukunun yanlışlarını ve çarpıklıklarını gözler önüne seren sistemin yanı sıra, niyet açısından ve yer aldığı tarafı netleştirmek açısından sevindiricidir...Bu sırada kahramanın (Dimitri Nehludov) konumunu sorgulaması, maddi zenginliğinin ve bulunduğu konumun etkisinde kalmadan, içe dönük hesaplaşması, onun adalet duygularının gelişmesine vesile oluyor. Kahramanın hayatında artık haklının ve doğrunun yanında yer alması, vicdan azabı duyması sonucu yol açtığı maddi ve manevi zararlar üzerine kendisinden kaynaklandığını düşündüğü kişiye yaptığı hatalar dan dolayı bu zararları telafi etmeye çalışması, adalete sarılması romanın konusunu oluşturuyor. Adil tarafta olmak açısından Nemrutun, Hz.İbrahim’i ateşe atması sırasında karınca veya kuşların ateşi söndürmeye etkisi olmamasına rağmen ağızlarında su, ateşi söndürmeye gitmeleri saflarını adaletten ve doğrudan yana koymaları açısından manidardır. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Özetle hukuk ahlaktan ayrılmaz etle tırnak gibidir. Ayrılırsa toplumda manevi dengeler sarsılır …
Rahmetli Turgut Özal ‘’anayasa bir kere delinse ne olur’’ demişti… yani bunu toplumda beklemediğimiz insanlar bile hukuk konusunda bazen taviz verilmesini istemişler. Hz.Ömer: Adalet mülkün temelidir demiş yani mülk olarak devleti ve yönetimi kastetmiştir. Hukuktan taviz verilmez. Hukukta çifte standart uygulamasının olması, hukukun dışına çıkılması, hukukun üstünlüğüne olan inancın zayıflaması çeteleşmeye, mafyanın üremesine, toplumsal yozlaşmaya zemin hazırlar. Oligarşik yönetimlere kucak açılır, hukuk derin güçlerin eline geçer. Devletin kurum ve kuruluşlarında, sivil toplum kuruluşlarında, siyasi partilerde, odalarda, birliklerde, borsalarda v.b. yerlerde despot yönetimler oluşur. Adalet terazisi dengede durmaz; ve ormanda aslanlar olmayınca maymunlar kendilerini ormanın kralı sanırlarmış. Et kokarsa tuz dökersin ancak; ya tuz kokarsa ne yaparsın? Hukuk her alanda ilk ve son gidilecek yerdir. Sonuç olarak zararı yine halk çeker. Filler tepişirse çimenler ezilir, büyükler oynarlarsa küçükler ezilir.
Hukukun olmadığı yerde özgürlük ve haklardan(adalet) bahsedilmez. Hukuk yer ve zamana göre dahası kişiye göre ayrı ayrı uygulanmaz. Hadis-i Şerif ‘te belirtilir ki; ‘’Adalet güzeldir. Fakat devlet büyüklerinde olsa daha güzeldir’’. Sözleri ne güzel sözlerdir.Yani eşitlik ilkesini, ‘’eşitlikte adalet yoktur, adalette eşitlik vardır’’ sözünden hareket ederek yapmalı. Hz.Ömer adaletiyle adaleti uygulayalım…Kendisi veya yakını da olsa duygularını katmadan ve menfaatlerini gözetmeden hakkaniyetin gereği olan tarafsızlık ve adilane kararlar alıp, uygulamalı.. İsyanlar hukukun eşitsizliğinden ortaya çıkar, adalet sistemine ve devletlere olan güveni zedeler. Adalet herkese gerekli ve bugün için sana gerekli olmayan veya ihtiyaç duymadığın adaletin yarın sana lazım olmayacağı neye malum…Adaletsizlik varsa yine bunun mücadelesi adaletle yapılmalı. Başkasının yaptığı yanlışa yanlışla cevap vermek, kişiyi haklı çıkarmaz ve kişiye örnek teşkil etmemeli.
Sözüm ona bazı hukuk unvanlarının kisvesi altında hukuksuzluk yapanları toplum er geç yargılayacaktır. Neden mi bunları yazdım maalesef bazı kişi, kurum veya kuruluşların yazılı ve sözlü olarak hukuku ifade etmelerine karşın uygulamıyorlar. Etik değerlerimizi ayaklar altına alan bu tür uygulamalar bizim daha hukuk alanında çok eksiğimizin olduğunu ve alacağımız mesafelerin daha çok olacağını gösteriyor. Her ne kadar herkes için eşit dense de herkes ihalelere aynı şartlarla eşit şekilde giriyor mu? Yetkisi (siyasi,maddi ve idari) ve büyük olan küçüğü ekarte etmiyor mu? Mali bilançoları büyüdükçe daha da büyümüyor mu?...Büyüyor… Peki ya adalet bilançosu büyüyor mu beraberinde? .. İlahi adelet yerini bulur elbet...!
Umut var olunuz…Selam ve Sevgiyle…
[email protected]




