Yazarlar:
31 NUMARALI REKLAM ALANI
GUNESIN COCUKLARI : FARKINDA OLMADAN DEGISMEK

gunee

 

 

Güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...

Yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...

Hep korkuyorsun. Shekspir

Unlu filosof Sokrates milattan bir kac yuzyil önce söyle demisti” mutlu olmak istiyorsan önce kendini tani”Bir baska unlu dusunur, Mevlana’da bir mesnevisinde insanin kendisini tanimasi , aslani yenmekten daha zordur diyor”.

 

Ínsanin kendisini tanimasi, yasadigi toplumu, cevresindeki kisileri, kulturu, yönetildigi devlet sistemini, yasadigi aile sistemini, cocuklugunu, okul yillarini vs. tanimaktan yani  oldukca karmasik bir yoldan gecer.Örnegin cocu kez, gun icinde kulandigimiz sözler bile bize ait degildir. Bunlari bilincsizce hic dusunmeden kullaniriz, bunlarda iliskilerimizin kalitesini belirler!!!!.

 

Asagida anlatigim  dialoglar tamamiyla  hayal urunudur!!!!, hic bir kisiyle,  yada kisilerle  baglantili degildir. Isimleri ise anlatigim karakterlere uygun olarak kendi  bilincaltima göre sectim.    Amacim kimseyi kesinlikle kirmak degil , bende sizden biriyim. Ben ne dogu  nede bati kulturunu idealestiririm. Iki kulturunde zayif ve guclu yanlari bulunmaktadir. Ingilterede Leeds universitesinde  okurken unlu arastirmaci Zygmunt Bauman’in bir kac dersine gittim. Onunla özelikle ayak ustu bir kac kelime konusma imkani bulmustum. Bana ideal bir kultur yok demisti. Kendisinin en buyuk amaci bati ve dogu kulturu arasinda, insana uygun bir model bulmaktir.

Beni en cok uzen konulardan  birisi  modernizm ismi altinda bati kulturunun idealestirilip, bize yuturulmasidir. Aslinda bunun altinda irkcilik vardir.

 

Modern  olan her sey mukemmel degildir. Hem dogunun hemde batinin guclu saglikli yönlerini almaliyiz. Bizim su anda kullandigimiz beyin 30.000 yillik eski bir beyindir. Bu sure icinde en kucuk bir degisiklilige ugramamistir. Bu beyin 100-150 kisi arasinda yasamaya uygun bir yapidadir. Yani ,  yanliz yasamaya uygun degildir. Bati ise insani indistirializmle birlikte hem insani idealestirdi, hemde yanliz birakti. Bu yanlizlik duygusuda insanda panik attak gibi hastalikalara yol acti.

Asagidaki dialoglardaki  amacim aslinda bu konu uzerinde yogunlasmak ve teoriyi gercek hayata uygulamaktir. TOPLUMSAL BIR SORUMLULUKLA bazi bilgileri  paylasmaliyiz diye dusunuyorum.

GUNESIN COCUKLARI :

Karli bir kis gununde, geceden yagan karlar, cam agaclarinin uzerinde kumelenip,  dalarin ucundan  yerlere sarkti. Buyuk binalarin arasindan, soguk kis ruzgari uluyup evler arasina girip cikiyor, 10 katli binalarin kapilarina yapisip kaliyordu. Ellerini usuyen burnuna göturup , derin hiriltili  bir nefes cikardiktan sonra soguk temiz havayi  cigerlerine cekti. Sonrada keyifle bogazini temizledi.

 

Sol  ellini kapiya dayayip, basini disariya uzatarak , yagan karlara bakti.  Ayaklari dibine dusen  isiklar bir an olsun onu cok uzaklara,  köyune göturmustu. Uzayip giden soguk kis gunlerini, gaz lambalari altindaki cocuklugunu hatirladi. Yuzu isimisti.   Birden , cemiyettin  icinden  gelen okey taslarinin sesi , onu alisik oldugu , kendisini guvende hissettigi dunyasina geri cekiverdi. Uzaktan gelen  bir kac cocugun sesi yankilandi kulaklarinda. Deniz , cemiyettin kapisindan  disari cikip  tren istasyonun uzerinden, inadina  uzakta,  donmus gölu aradi ama bulamadi.

 

Yagan,  lapa lapa karlar yuzune vurunca, ellerini ovusturup ”offf” deyip keyiflen iceri kacti. Ocaktan cayini aldiktan sonra ,  sevdigi uc arkadasinin masasina yöneldi. Ellerini ovusturup,  titreyen sesiyle, vay be kis geldi  kis, deyip cayini keyifle yudumladi.  Masadakiler Denizin  yuzune bos bos bakip, ya kis geldi diyerek , sohbetlerine devam ettiler.

 

Serdar: gerginleserek ellini masaya yumruk seklinde yavasca  indirdi ”birae min ,  Tavsancalida  insan degeri kalmamis ,  ne insana selam veriyorlar nede davet ediyorlar, bunlar  Avrupalilarida  gecmis be” diye söylendi.

 

Yan tarafta oturan, oturumu olmayan Cevdet  bir kac derin nefes aldiktan sonra  : Tavsancalida  insan degeri kalmamis diyorsun ama bize, Avrupaya gelin sahipleniriz diyenler , burda bize sirt cevirdiler, birde   oturmamiz yok diye yuzumuze bile bakmiyorlar. O gun dernege gittim, birisi sakayla ,  turistlere cay yok dedi, yani kardesim oturman yoksa adamdan saymiyorlar.

 

Serdar daha fazla söylenmeden , cekitini alip, acelem var  görusmek uzere diyerek kapidan cikti. Tam kapidan cikarken, li derva berfe he berf deyip kendisini disari atti.

 

Deniz: Basini salayarak evet  banada yaptilar dedi, yanliz sunuda unutmayalimki  köylulerimizin cogu  bize  sahip cikiyor. Bizleri evlerine davet ettiler, evlerini actilar. Her görduklerindede hal hatirimizi soruyorlar, yani iyiside var kötusude. Tavsancaliya gelince, zaten her evde Avrupadan insan var. Köye giden herkesi davet ederlerse  vay hallerine.

 

Cevdet: neyse birakin simdi Omaruyu,  benim dogru durust yatacak yerim   yok. Senin  akrabalarin var , ama bana sahiplenecek kimsem  yok. Niye geldim, iste hala onuda hala  anlamis degilim. Köyde bu kadar calissaydim durumum daha iyi olurdu. Hep icimizde bir Avrupa sevdasi vardi, kahvede oturup kagit atiyorduk,  yaptigimiz buydu. Burda sanki  ne var,   25-30 krona saatine pizzacilara kölelik yapiyoruz.

Yan masada oturan  restaurant sahibi Cetin : birae min ,  zaten kazanamiyoruz, pizzalar cok ucuz, her köse basinda bir pizzeria biti vermis. Para aslanin agzinda. Devlettin surekli denetimi altindayiz. Hos guzelde , verginizi versek, isveren paranizi versek bize  bir sey kalmaz. Bu yeni kasalarlada isimiz  dahada kötu. Cogumuz issiz kalabiliriz.

Cevdet: kendisine olan guveniyle, gerginlesmis ellini ,masaya dayayip, cenesini tutuktan sonra ”ama kardesim, saati  25-30 kronada adam calistirilmazki, bizimde coluk cocugumuz var, yukarida Allah var, emege dokunulmazki, insan emegi kutsaldir. Siz emegimizi vermeseniz Allah sizden alir. Burda saat basi azami ucret 100 krondur , bize verdiginiz 30 kron, ustelik vergimizi vermiyorsunuz, isveren parasinida cebe attiyorsunuz. Benim sözlerim sana degil neyse diyerek titreyerek Ellindeki cay bardagini aldi” iste göruyorsun bu cayin  fiati 15 krondur diyerek  yuzundeki utanma, uzuntu ile  karisik  bir durumda ,  bardaginda kalan son cayi yudumladi. Kalbi yerinden cikacak gibiydi,  elleri titriyordu.

 

Restaurant sahibi: dogruda bende 13 saat calisiyorum, cocuklarimin nasil buyudugunude görmedim, gece ile gunduz arasindaki farki unutum. Yillardir bu böyle, kazandigimiz bir seyde yok , inanki yok dedikten sonra , uzulerek,  derdini anlatamamaktan yakinarak, ocaktan bir cay alip hareretli kagit oynayan taxicilerin yanina gidip, onlarin oyununa daldi.

 

Ali: ” onlarda kazanamiyor,  birde  hepsi öyle degilki, iyi ödeyenlerde var dedi.

 

Cevdet: tabbiki var deyip sustu.. Neyse hayirlisi ne diyelim, her seyimide satim geldim. Esim evlen diyor bizi kurtar diye. Cevdet,  bir an restauranci Cetinle  göz göze geldiler.  Cevdet,  kusura bakma gibisinden iki yana   ellerini acip,  gulumseyerek  selam verdi. Cetinde basini salayip ayni dostlukla selam verdi. Ikiside cocukluk arkadaslariydi.

 

Deniz ; Evet eslerimiz evlenin bir avrupali kadin bulun diyor, ben buna cok uzuluyorum, cunku biz burda o Isvecli kadinlarla yasarken , onlarin ruh halini bilmek isterdim, sence uzuluyorlarmidir?

Cevdet : kadinlarin ruh halerimi?  onlarin  ne ruh halleri olacakki  onlar  icin bu cileleri cekiyoruz , onlar orda biz buradayiz. Deniz bak,  gene duygusalastin, kardesim bu duygusalikla niye buralara  geldinki. Bir hastaliklardan korkuyorsun, bir cocuklarim diye oturup agliyorsun.  oturup köyunde siirlerini yazsaydin.. Baska caremizmi var sanki, parayla bir kadin bulup evlenecegiz ve bu aclik, sefalet icinde hem  isvecli kadina para ödeyecegiz, hemde köye para gönderecegiz. Avrupaya geldik ve  kurtuldu , ne kurtulduk ama. Kendimi bogazima kadar batakliga batmis hissediyorum. Cirpindikca , beni asagilara bir seyler cekiyor. .

 

Deniz : gözleri dolarak bilmemki diyerek konuyu dagitti.  Sen bize bugun bir bulgur pilavi pisirecektin degilmi? sogan ,… ayran var degilmi, ayni köydeki gibi deyip konuyu dagitti.

Cevdet : yau ne gözleri islak  adamsin be ,  hani köyde iken söyle diyordun:  Stockholm, bekle  bizi geliyoruz, hani zengin olacaktik unutunmu, simdi ne oldu sana . Stockholm sevdasi yuzunden lisede dersleri asmadikmi?...

Fitjanin merkezinden,   yere yeni dusmus karlarin arasindan,  uc  genc arkadas soguk bir gunde gözden kayboldular. Pilav pisirecekler, pilavin etrafinda anilarla huzunlenip, turku söyleyecekler. Kurtce , Turkce karisik turkulerle. Turkulerin dilerine hic aldirmadan duygulanacaklar.  Sonra Deniz en sevdigi turkulerinden birisini  onlara söyleyecek.

Lo şivano lo şivano

dav  bi çûko ez heyrano

pez kişyane serê çiyano

tirsa me ne van gurano

lo şivano bilûrvano bilûr lêxe bi dil û cano ...

tirsa me ne van gurano

 

Ayni sure icerisinde, cemiyeten agir adimlarla hareket eden, kagit oynamaktan gözleri kirmizilasan, yillar öncesinde oturma izinleri olan  uc  dost, yorgunlukla eve dogru yöneldiler ” yolda gecen iki genc guzel isvecli kadina bakip, ayagini yerdeki donmus cakil taslarina savurup” ben bunlara kadin derim iste, bakimli  , guzel, bizimkilerde kadinmi be, hepsi tombul olmus gitmis, aksam oluncada yana devrilip yatiyorlar”

 

Sadik: Cocuklar buyudu, kimseye lafimizi dinletemiyoruz. Agizimizdan laf cikmadan , lafi agzimiza tokusturu veriyorlar. Bilmiyorum, buraya, Avrupaya gelmemiz hayramiydi. Bana kalirsa gelmeseydik daha iyi olurdu. Sonumuz hayirli olur insallah. Herkes kendi basina buyruk oldu. Emeklerimiz bosa gitti,  bosa. Diyerek soguk havada burnunu siler gibi yapti.

 

Özgur: Hayir emekleriniz bosa gitmez burasi köy degil, kadinlarimizi baski altinda tutamayiz, onlarda insan, gece gunduz calisiyorlar, cocuklarimizi buyutuler. Bir gun kendileri icin bizden bir sey istememislerdir. biz ne yapiyoruz , cay pisir, eyyt yemek nerde, konusma, kes. Böyle  olmazki. Cocuklari universitelere vereceginize , pizzerialara veriyorsunuz, neden cunku biz rahat olalimda onlar calissin. Tek yaptigimiz cocuklari 17’de evlendirmek. Ya sonrasi,  iste göruyorsunuz, bir cok genc bosanmis durumda.Hanginiz bir gun ellerinizde ciceklerle eslerinize gittiniz, kendilerine bir hediye aldiniz? Avrupa kadinlari olsa ellinizde,  ciceklerle gidersiniz, birde romantiklesirsiniz degilmi?Sizi romantikler sizi.

 

Sadik: ”magi dan maka” klibik, eve cicek tasimayida ancak kilibiklar yapar. Biz onlari buraya getirmek icin ne acilar cektik , unutunmu, tabbiki simdi, degerimizi bilecekler. Cocuklarida evlendirmesek ya araplara kacarlar yada bir zenciye ,  yada iste bilmem nereye , bu yastan sonra namuslanmi terbiye olalim.Onumu istiyorsun.Senin kizin olmadigi icin bol keseden konusuyorsun.  Birde ciceklere falan bu gundi kadinlari alistirmayin. Bir keresinde cicek alip göturdum oda bana niye paralarimizi ciceklere veriyorsun diye beni azarladi. Sinema dedim , ben sinemadan anlam Tv’de dizi var dedi, restauranta göturdum ici bulandi,  bu ne bicim yemekler  dedi , kendim daha iyi pisiririm masraf olmasin dedi.Bende ehh bu iste bir hayir var diye dediklerini  kabul ettim.  Bazande   yemeklerin hic guzel degil diye azarliyorumki, daha iyi performans göstersin.

Özgur: Senin esinde böyle söyledi diye butun  kadinlar böyle degilerki. Eslerimiz birer altin parcasi. Namusa gelince namus tabbiki önemli, ama sunuda unutmayinki, kizlarimizi bu sekilde baski altinda tutup, gelecegiyle oynayamayiz. Merak etmeyin, kizlarimiz okularinida bitirirler, namuslarinida korurlar. Yeterki onlara guvenelim.

 

Öburu ellini burnuna göturdukten sonra, anlini kasiyip : Ne okumasi , bizim kiz okumayi sevmiyor evlenecekmis, gitsinler yuvalarini kursunlar. Annesine demiski benimde bir dairem , canak antenim olsun, birde dukkanimiz..  Gencler böyle istiyor, hic olmasa sorumluluktan  kurtuluruz. Bana bak Özgurluk   bozuntusu  fazla konusup sistemi bozma. Ustelik okadar okudun ama restorancilar senden daha  fazla kazaniyorlar.  Söyle hadi neyin var,dur dur ben söyleyeyim;  ford   kulustur bir  araban var oda tekleyip duruyor, bu tekleme  neyin sesidir sence,   hadi söyle bakalim.

Özgur : benim Fordun teklemesi fakirligimin  sesleridir diye dusunuyorum diyerek guldu.

Sadik :  ha iste söyle. Tabbiki fakirliginin  sesleridir bunlar,  gencler seni örnek alacak degiler ya. ikisi birden gulerek , hadi bakalim özgurluk calistirda su arabanida  okumuslugunun  kazanclarini görelim.

Özgur  gulerek, arkadasinin omuzuna dokunup arabasina yöneldi. Kirmizi, pasli arabasinin uzerindeki  karlari silip, iceri atladi. Tuhaf bir kac sesten sonra araba ”Giiirrrrt  diye bir ses cikardi, nedense son gunlerde arabasinin fitesi  yerinden cikiyordu.

Hepsi birlikte guluyordu,

Sadik: memeleketen gelen mor renge calan tesbihini sakirdadiktan sonra ”Özgurluk , fitesmi yerinden cikiyor diyerek basini yukariya kaldirip  kahkahalarla gulmeye basladi.

 

Özgur : hic alinmadan yau arkadas bu fitesi  nerde yaptiririz dedikten sonra Sadika dönup bumuydu dedigin ses diyerek gulmeye basladi.

Sadik; ha iste bu ses, iste bu sesten  sonra cocugumun  pizzaci olmasina karar verdim. Özgur elini sallayip uzaklasinca.

 

Öbur iki arkadas gulusmeler arasinda uzaklasip eve dogru yöneldiler.

 

Eve yorgun argin gelen Adam Kapidan girer girmez” eyyyt  nerdesiniz, yemek”

 

Anne : sinirli yorgun bir sekilde, sefkat ve anlayis beklercesine  Bugun yemek yok, cok yoruldum, is bugun cok agirdi…

Baba: elindeki tesbihini toplayip avucunun icinde topladiktan sonra , göz bebekleri kocaman kocaman  acip ,   sinirle gömlegini yana cekip, yenilmez bir kahraman edasiyla,  elleriyle,  agarmis saclarini gösterip , bu saclarimi sen agirtin sen, deyip kadina kufur etti.

 

Kadin: saclarini ben agartmadim , yirmi yildir sen ne is yaptin..orda burda saclarini agirtin, tipe bak bir seyede benzese.

Baba: elindeki tespihi yan duvara savurup,tövbe tövbe deyip  tekrar gidip siyah tesbihini koltugun altindan cikarip  aldi.

cocuklardan birisi babaya ” Baba  fazla  konusursan seni polise veririz”

Anne, sinirli bir sekilde basindaki esarpini firlatip meydan okuyarak: Yeteer, verin sunun bavulunu kapinin yanina, ustunede kirli ayakabilarin koyun, zulum ustune zulum, erkekliginiz batsin be. Tövbe tövbe,  erkeklik kadini cocuklarimi ezmekmidir . Bak burasi Turkiye degil kendine gel tipsiz herif. Butun  erkeklikliginiz  kizmak yuzunuzu asmak, kagit oynamak. Bu gece yemek yok. Yok,  haydee.

Adam: tukurup savurup, elindeki telefon kumandasini kadina cevirerek, bak dogru konusun evi terk eder  giderim, alemede rezil olursunuz , giderimde, namus iste gidemiyorum diyerek son kalesinide korumaya calisti.

Dunyasindan bikmis , her turlu ihanete ugramis deprasyon haplari icen kadin: Nereye gidersen git be yeter zulmun, namusmus , benim namusumu senmi koruyacaksin, biz kendi namusumuzun bekcisi oluruz korkma, sen yeterki su gördugun kapidan sola dön”. Ha su kirli, 20 yillik tek sermayen olan sari cizgili bavulunuda  unutma.

Sinirli baba gidisiati  anlayinca laflara aldirmadan; bir tehdit daha savurarak”cay getir be konusma” yolda dökulup gelen cay zikim ic olup onune birakili verdi.

Baba: cayi sinirli sekilde alip bir , bogazini yakan, cayi hizla mideye  indirdi, bir cay daha…cay dedim ….EYYYT cay.

Cocukaldan birisi” baba fazla gidiyorsun  yarin ögretmenime söylerim babam bana kiziyor paramida vermiyor seni hapise atarlar” .

 

Baba: Hadi  be ne parasi haftaligin  olan 150 kronluk maasini verdik, fazla bile aliyorsun. Bu hapis tehdidinizdende aman, verin gidinde sizden kurtulayim. Hic olmasa kafami dinlendiririm. Suna bak dogru giyinsene.

Cocuk: Baba paranin gerisinide vereceksin benim aylik hakkim 1000 kron. Birde giysilerime karisma. Ben geri zekali degilim.Ne giydigimide bilirim.

Benim  bu abartili yada abartisiz dialogdan amacim acilar icinde  kivranan babalarimiz bulunmaktadir. Avrupadaki sistemin zorlamasiyla, caresizce kalan babalarimiz, hala degismemeyi butun erkekligiylen savunmaktalar kolayda degil degisim aci cekerek gerceklesir. Ve ezilen degerleri bilinmeyen, gece gunduz calisan, bir kac cocugu buyuten anelerimiz ise birer altin parcasi.

 

Tabbiki babalarimizda aslinda birer aslan parcasi .

FARKINDA OLMADAN DEGISMEK

 

Öyleyse nedir , degisen ne olduda bizler bu kadar degisitk ? Tavsancalidakiler ne kadar degisti? Herkes sikayetci olduguna göre, gelin birlikte bunun bir analizini kendimizden uzaklasmadan yapalim, korkmadan, basit ilkel savunmalara girmeden , hemde zayif ve guclu yönlerimizi kabul ederek.

 

- Bana göre aslinda bu  farklilasmamin altinda politik sosyolojik ve psikolojik  etkenler yatar. Avrupaya yerlesmis insanlarimiz beli bir sure sonra  bulunduklari sistemin icerisinde kendileride hic farkinda olmadan degisime ugrarlar.

 

Aslinda temel etken sudur. Avrupa sitemi kisi merkezlidir, eger gucun varsa yaraticiysan, her kosulda yasamayi becerebiliyorsan, sadece kendini dusunursen ozaman iyisin.

 

Avrupada özelikle Iskandinavya ulkelerinde (maglesef  son zamanlarda  Danimarka haric) Insan en kutsal varlik olarak her seyin merkezine yerlestirilir. Yani Sistemleri insan merkezlidir. Her insanin okumaya, kendisine meslek edinmeye, yuva kurmaya olanak saglar vs.

 

Bizde ise mekanizma tersten isler , insanin degeri yoktur, insanlar devlet icin vardir. Yasam tesaduflere baglidir. Devlet alir, vermez, cezalandirir ve döver. Cocuk ise hem herseydir(lafta), hemde hic bir seydir.

 

Yani aslinda Avrupada uygulanan kisi agirlikli sistem peygamberlerin hayal ettigi bir sistemdir. Peygamberlerin hayal ettigi böyle bir dunyada insanlar mutlu, esit sartlarda yasayacaklardi. Yanliz peygamberler belkide birseyi unutmuslardi, böyle sistemlerde devamli yardim alan insanlar tembel olur passivlesirler, yaratici guclerini yitirerek gelene sukrederler. Yani doguda ögrendikleri yasam mucadelesini yavas yavas yitirirler.

 

Buna benzer örnekleri Isvecte cok yasadik, yillarca social yardimi alan insanlarimizin bazilari calismiyarak gecimlerini bu yoldan saglayip bir cikmazin icinde kaldilar. Cocuklarida buyuyunce kendi ihtiyaclarini karsilamaz hale geldiler. Sonundada Babalara hakaret dolu sözleri söylenerek sen bunca yil ne yaptin hesabi sorulur.

 

Yani  aslinda bati sisteminde birinin ölumu digerinin ekmegidir mantigidir. Darwinizm burda gecerlidir ve egoist  yasam devreye girer. Guclu olan hep kazanir. Sadece zeka yeterli degildir,   ayni zamanda sosial zekasida yuksek olmalidir. Yoksa insan sosyala bagimli kalip, yalnizlasir.  Turkiyedeki gibi arkadaslari, dostlari, akrabalarida artik yok gibidir.

 

Bu  sistemde insanlar is sayesinde bir cevre edinirler, isleride yoksa eve kapanip deprasyona girerler.

 

Ayni zamanda artik köyde oldugu gibi birbirlerine ekonomik olarak bagli  degilerdir, ekomik bagimsizlikta kendisiyle beraber sartli ve sartsiz dostuklarin bitmesine neden olur.

Bu asamadan sonra köyde hukum suren cogulcuk kulturu yani birbirine yardim etmek, yardima kosmak, zor gunlerinde yanlarinda bulunmak , borc para vermek vs özelikleri insanlarimiz farkinda olmadan kaybeder. Insanlarimiz bu bagimliliktan kurtulduklarinda bazen kendilerini daha rahar hissederler bazilari ise ciddi kisisel karakter degisimine ugrarlar.

 

Bu ciddi kazanimlarin farkina  genelde ezilen,  bir mal veya  meta gibi görulen kadinlarimiz farkina varir.  Ekomik bir korkularida artik yoktur. Bu ekonomik bagimsizlilka birlikte onlarda kendilerinden alinmis haklarini yavas yavas geri alirlar. Erkeklerin ellinde kalan guc ise toplumsal utandirmadir. Kadini,  toplum icinde  utandirarak kontrol altina alir. Unutmayalimki utandirma toplumsal bir kontroll mekanismasidir. Genelde hasta bir mekanizmadir.

 

Avrupada yetisen cocuklar devletin cocugudur bu özelikle Isvecte ve Norvecte cok belirgindir, cocuk 8 saat okuldadir, orda yemegini yer, her ihtiyaci bedava karsilanir, okuldan sonra hemen aksam yemegini eve yemeye gelir sonrada hizla devletin cocuklar icin hazirladigi yerde oyunlarini oynarlar. Eve geldiginde yorgundur,  annesi babasiyla konusmaya fazla zaman bulmadan yatmaya gider. Annenin vede babanin verdigi kultur gunde 3 saatir,  devletin verdigi kultur 9 saatir.

 

Yani sonuc sudur: Insanlarimiz getolardan kendi kulturlerini koruma altina aldiklarini zannetikleri halde cocuklarinda istemeden ikinci nesilde degisime ugramistir onalar devletin cocugudur. Degisim coktan getonun evlerinden iceriye girmistir.

 

Devlet insanlari kendisine sevgiyle baglamaktadir. Avrupalinin    aile kavrami cok daralmistir hata  yok olmak uzeredir, dini ve ailesi devlet ideolojisidirCunku is baska yerde varsa hemen oraya göc etmelidir, eger akrabalari, dostlari ve aile buyuk olursa kaldigi yeri is icin terk etmez bati mantigi budur, Isvec,  Almanya sistemi bunun uzerinde yasar. Yani aslinda insan degeri temelde burdada yoktur, insan bir metadir.

 

Ciddi toplumsal gelismeler degisimleride  beraberinde kazanc saglasada kayiplarida yalnizliga itilmektir. Bu degisimi kabulenmek istemeyenler ise Geto dedigimiz mahalelerde toplanirlar”Fittja”bu tip yerlesim alanlarinin basinda gelir. Bu tip mahallerde toplanan insanlarimiz  yeni bir kultur ve dil ögrenmek zorunda kalmamaktadirlar. Orda tanidiklari vardir, bu insanlarin konusmalari, vucut dilleri, yemekleri, kokulari, muzikleri, merhabalasmalari ayni köyde oldugu gibidir. Köyden getirdikleri toplumsal sayginliklarida oldugu gibi gecerlidir. Yani   insanlarimiz icin Getolarda yasam daha kolaydir. Bu sekilde cocuklarinida kontroll altina almaya calisirlar .

Getolarda   herkesin bir social konumu vede rollu vardir, beraber oturduklari toplandiklari yerler, ibadet yerleri vardir. Yani gelen ilk nesil buralarda daha mutludur cunku kendisini guvende hisseder, orda dostlari, akrabalari vardir. Ama getolar zanedildigi gibi degisime karsi cokta guclu degillerdir.

 

Baska önemli bir konuda, bizim gibi cogulcul toplumlarda HAYIR kelimesi pek  kullanilmaz. Hep EVET demek zorundayiz cunku birbirimize bagimli durumdayiz, hayir dedigimizde toplumsal destegimizide  arkadaslarimizida kaybederiz. Ama avrupali kucuk yasta hayir demesini ögrenir , buda iki kulturu birbirinden ayiran cok belirgin bir özeliktir.

 

Birgun, bir tanidigimla  carsiya gittik, bana is bulma kurumunda isim var benimle gelirmisin dedi. Bir sure sonra  bir devlet dairesine ugradik , ben sandelyede oturup arkadasimi beklemeye basladim, baktim arkadasim bagiriyor ,bu  öylesine  bir bagirmaki, arkadasim bilidigi  bir kac ISVECCE  kelimeyi, bir cumlenin önlerine, bir arkalarina, birde ortalanarina ekliyerek bagiriyor . Gömlegin yakasi yirtik,  isveclide derin nefisler alip vererek bu beladan kutulma cabasinda. Gittip ne var   dedim ; olay su benim arkadsim ordaki memurun hayirini ne olursa olsun degistirmeye calisiyor , memurda hayiri ne pahasina olursa olsun mudafa girmis hayatini hemde hayati  tehlike atlatarak.

Sonra arkadasimi bir köseye cektim,  bu  kulturel farki anlatmak, icin beni dinledi.  HIMMM dedi basini salladi anlar gibisinden,  bende sevindim ,  mutlu oldum.  Bir kac ay sonra  benzer davranislari tekrar gördum. Bana söyledigi su oldu” ben burda cok seyi böyle kopardim, sende denesen iyi olur dedi. Bir sey diyemedim.

“Anladim artik anladim kimselere bir seyler anlatamayacagimi”.

 

Bol selamlar.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

KADINLAR İKİNCİ SINIF VARLIKLAR DEĞİLDİR
KADINLAR İKİNCİ SINIF VARLIKLAR DEĞİLDİR

Haberi Oku