Yazarlar:
31 NUMARALI REKLAM ALANI
Gayri isyan için an bu andır!

siiryazar

Gayri isyan için an bu andır diyor şair ama isyanımızı anlatmaya hangi kelam kafi gelir a dostlar?

Belki de şairi bir şiirde bu kadar çok ölüm kelimesini kullandığı için sevdim ben ama sizi bilmem ey dostlar?

Bana sorarsanız Halepçe ölüm demek öyleyse onu en güzel ölüm kelimesi çağrıştırır, size sorarlarsa ne dersiniz bilmem ey halepçe toprağının varisleri.

Sizi bilmem a dostlar ama ben yine şairin sığındığı mısralara gizliyorum isyanımı. Allahım sende biliyorsun ki isyanımda gizliyorum tevbemi.

“Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi?

Ağzım kurusun… Yok musun ey adl-i İlâhî! “

(M Akif Ersoy)

//Brusk Baran

 

Halepçe Toprağının Varislerine


İsmail Okutan

 Halepçe damarlarımdaki kandır
Gayri isyan için an bu andır

Ölmekten korkmayın sevgili büyükler
Bilinmeli ki
Bizim coğrafyalarımızda ölüm bir sevgilidir.
İşte bundandır ölüm bir başka adıdır yaşamanın
Hicret bir başka adıdır ölümden ölüme akmanın
Yaşamak bir başka adıdır canını ölüme satmanın
Hayat bir başka adıdır derdiyle tek başına yanmanın

Halepçe damarlarımdaki kandır
Gayri isyan için an bu andır


 

YA RAB BU UĞURSUZ GECENİN YOK MU SABAHI?

Mehmet Akif Ersoy

“İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden,

bizi helâk eder misin, Allah’ım?”

(A’râf 155)

Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?

Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Nûr istiyoruz… Sen bize yangın veriyorsun!

“Yandık!”diyoruz… Boğmaya kan gönderiyorsun!

Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında,

Yâ Rab, o cehennemle bu tûfan arasında,

Toprak kesilip, kum kesilip Âlem-i İslâm;

Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!

Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn’i,

En sonra, salîb ormanı görmek Harameyn’i!…

Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicaz’ın

Âteşli muhitindeki sûzişli niyâzın

Emvâcı hurûş-âver olurken melekûta?

Çan sesleri boğsun da gömülsün mü sükûta?

Sönsün de, İlâhi, şu yanan meş’al-i vahdet,

Teslîs ile çöksün mü bütün âleme zulmet?

Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman

Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?

Enfâs-ı habisiyle beş on rûh-u leimin,

Solsun mu o parlak yüzü Kur’an-ı Hakim’in?

İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?

Yâ Rab, bu ne hüsrandır, İlâhi, bu ne zillet?

Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?

Zâlimleri adlin, hani öldürmedi hâlâ!

Câni geziyor dipdiri… Can vermede mâsûm!

Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm?

Lâ yüs’ele binlerce sual olsa da kurbân;

İnsan bu muammalara dehşetle nigeh-bân!

Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;

Bir uykuya daldık ki: cehennemde uyandık!

Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi yakacaktın…

Yaksaydın a mel’unları… Tuttun bizi yaktın!

Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:

Binlerce cevâmi’ yıkılıp hâke serildi!

Kalmışsa eğer bir iki mâbed, o da mürted:

Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!

Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,

Bir giryede bin ailenin mâtemi çağlar!

En kanlı şenâatle kovulmuş vatanından,

Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!

İslâm’ı elinden tutacak, kaldıracak yok…

Nâ-hak yere feryâd ediyor: Âcize hak yok!

Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi?

Ağzım kurusun… Yok musun ey adl-i İlâhî!

 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

KADINLAR İKİNCİ SINIF VARLIKLAR DEĞİLDİR
KADINLAR İKİNCİ SINIF VARLIKLAR DEĞİLDİR

Haberi Oku