Kapatılan ( kapattırılan da denebilir ) DTP’nin Eşbaşkanı Ahmet Türk dün Samsunda yumruklu saldırıya uğramış. Muş'un Bulanık İlçesi'nde 15 Aralık 2009 tarihinde DTP'nin kapatılmasını protesto eden kitleye ateş açarak 2 kişinin ölümü, 8 kişinin de yaralanmasına neden olan korucu Turan Bilen ve kardeşi Metin Bilen hakkında açılan davanın ilk duruşmasına katılan Ahmet Turk uğradığı saldırı sonucu hastanelik olmuş. Sizce hastanelik edilen sadece 68 yaşındaki Ahmet Türk müdür ? Asıl hastanelik olan bu ülkenin barışıdır.
Ahmet Türk, yarın barış olursa Allah aynı gün canımı alsın diyebilen, barışın önüne canını (k)atabilen önemli bir siyaset adamıdır. Ama bu ülkenin polisleri, hükümetleri katilleri koruduğu kadar onu koruyamadı. Muştaki dava katilleri korumak için Samsun’a alınır ama davayı izlemeye gelen bir siyaset adamı korunmaz. Bu ilk kez olan bir şeyde değildir. Olağan, alışıla gelmiş bir durumdur. 2004 yılında Mardin Kızıltepe’de 12 yaşındaki Uğur’un körpe bedenine hiç acımadan 13 kurşun sıkabilenlerin davası da güvenlik gerekçesiyle Eskişehir’e taşınmıştı. Ve Uğur’a yaşından fazla kurşun sıkanları korumak adına bu ülkenin sözde açılım yapan AKP; tam1200 polis tahsis etmişti. Aynı dönemde Kürt ve Ermeni konferanslarına katılan bu ülkenin akademisyenlerine ise sadece 70 polis tahsis edilmişti.
Bu ülkede katillerle resmi makamlarda hatıra resimleri çekilir. Canlı yayında naklen ihtiyar siyasetçiler dövülür.
Ahmet Türk’e yapılan basit bir saldırı değildir. Yapılan bu çirkin davranış bu ülkenin nekadar faşistleşmeye doğru gittiğinin de büyük bir göstergesidir. Bunun iyice tahlil edilmesi gerekir. Rakel Dink’in dediği gibi; Bir çocuktan bir katil yaratan sistem sorgulanmalıdır. Aksi takdirde sadece Samsun’daki görevlilerin görevden alınması bu işi çözmeyecektir.
Yaşanan çirkin saldırı internet haberlerine yansırken, saldırıyla eşdeğer çirkinlikteki korkunç yorumlarda haberin altında yer buluyordu. İşte bunlardan bir kaçı:
- Bu milleti zaten yeterince geriyorsunuz. Ne işiniz var Samsun da.
-Mesajlarını yazanlara soruyorum ailenizde kaç tane şehit oldu? . Ondan böyle rahat rahat yazıyorsunuz. . . Yok, şiddetle çözülmezmiş falan. . Bunlar değil mi teröristleri savunan? . Yazıklar olsun. . .
Saldırıyı kınayanları kınıyorum
- ve soruyorum siz hangi ülkede yaşıyorsunuz diye? Bari şehitlerimiz anısına 5 dakika susun ya!
Vicdan!
- Hadi hep birlikte Ahmet Türk'e yardım kampanyası başlatalım. Yumruk vuranı da idam edelim. İmralıdaki şâhısa da "kusura bakmayın" yazılı mektuplar gönderelim! Hareketi onaylamıyorum ama binlerce şehide karşılık atılan bir yumruğa bu denli acımasız yorum yazanlardan da şüphe ederim.
Hiç üzülmedim
- kusura bakmayın vallahi hiç de kınamıyorum, olacağı buydu
- Kendileri istiyor halk yerine getiriyor.
Halkı bu hale getiren bunların kendisi
- Ne varsa karadenizde var!
Nedense hiç üzülmedim.
- Daha neler gelecek neler
ne mutlu türküm diyene
- Ayıp
Ayıp etmişler ama bu arkadaşlarda bu ülkeye yaptıklarını iyi düşünsünler.
İşte ülkenin nereye doğru gittiğinin açık bir özeti. Açılım yapmak isteyenler ve yahut açılım yaptım diyenler ilk iş olarak bu zihniyeti ortadan kaldırmalıdır. Asıl açılım Kürtler için değil Kürtler dışında kalanlar için gereklidir.
Ne yazık ki nesil, kendinden olmayanı, kendisi gibi düşünmeyeni ötekileştiriyor, yok sayıyor. Bununla da kalmayıp kin besliyor. En acı olanı da budur. Yaşar Kemal’in deyimiyle tek dile, tek renge kalmış bir dünya hapı yutmuştur.
Yıllardır bu sistem içinde DTPliler, BDPliler hedef gösterilmiştir. Bunu da herkes bir fiil yerine getirmiştir. Gerek medya, gerek muhalefet partileri, gerek iktidar partisi bu çirkinliğin çamurunda yoğrulmuştur.
AKP iktidarı ve Başbakan mecliste grubu olan DTP'lileri, şimdiki BDP’lileri; yıllardır görmezden geliyor. Onlara selam vermiyor. Onlarla aynı karede yer almaktan bile çekiniyor. Zamanında Ahmet Türk yemek yerken kameralara yansıyan Dengir Mir Mehmet Fırat ise, sırf bu yüzden partideki görevlerinden alınmıştır.
Bu davranış bugün halk arasında bir saldırı olarak şekilleniyor. Bir ülkenin Başbakanı böyle yaparsa halkı da haylisini yapar.
Ayrıca, Kürtlerle aynı kareye girmek istemeyen bir iktidar ve bir Başbakan nasıl olurda Kürtler ilgili bir açılım yalanıyla halkının karşısına çıkar?
Sn. Başbakan Samsundaki görevlileri görevden almakla bu zihniyeti çözemezsin. Çözüm senden başlayacaktır. Aksi takdirde çözümün değil sorunun başı olacaksın..Tekçi düşüncelerinden aklanıp, farklı düşünenlere hoşgörüyle yaklaşıp selam vereceksin..O zaman ne Samsunda ne de hiçbir şehirde bu çirkin olaylar yaşanmayacaktır..
Sinan Şahin 13 Nisan 10 [email protected]




