ELLERIM USUYOR
"Gitsin gitsin bir daha geri gelmesin cocuklugum geliyor aklima"
Ruhi Su.
Senede bir görmedigim
Dostlar merhaba merhaba
Deste deste dermedigim
Dostlar merhaba Merhaba
Ruhi SU.
Nekadar zordu cocuklugumuz. Nekadar zor gecti, okul yollari uzayip giderdi, o kucuk zayif bedenlerimize siyah önlukler giydirirler ellerinde kendilerinden daha buyuk bir cantayla okula giderdik.Sunnetci cantalarina benzerdi. Karli buzlu yollarda ayaklarimizda lastik cizmeler olurdu hep, sogugun icine sinip barindigi naylon cizmelerdi bunlar. Bir ay gecmeden butun cocuklarin ayaklari kar sulariylan dolardi. Usurduk, titrerdik bozkir sogugunda. Cocuk olmak nekadar kötu seydi, hem cocuk olacaktik, hem buyuk, hemde asagilanacaktik. Hem her seysin, hemde hic bir sey. Buyuk olmak dahada zordu. Bizim oyunlarimiz vardi hic olmasa kendimizin buldugumuz oyunlar buyuklere oyun oynamak gunahti . Soguk olur bozkirin ruzgari isler insanin iliklerine.
Kislar cok uzundu , en cokta usuyen ellerimi hatirlarim, uclarinda keskin ince bir agri olurdu, iniltiyle karisik bir aglamaydi bu acilar. Halla dusundugumde o aci saplanir ellerime cok usurum. Butun vucudumuz tirtir titrerdi. Okulun ici soguktu buz gibiydi, Yazi tahtasinin ustundeki Ataturk mavi gözlerini yumarak usurdu , salondaki buyuk resmi ise egilirdi yerlere kadar, soguktu. Ögretmenlerde usuyordu , bizlerde.
Actik , kerpic dukanda ekmek arasi lokum satilirdi yada bes zeytin 2.5 liraya ,bir cok cocugun onu almaya bile gucu yoktu. Tas gibi sert, cam sekere para cogu kez kalmazdi. Kis cetin gecerdi, yerler donar buz tutardi. Sonrada ici su dolardi siyah lastik cizmelerimiz. Yerden alip buz yerdik, dondurmam kaymak gibi bir sey olurdu, hepimizde sumukluyduk , cok az hastalanirdik. Mutlulugumuzu kendimiz yaratirdik , oyunlarimizida. Cocuk olmak zordu anadoluda cabuk buyumek hatta hemen buyumek isterdik. Zaman hic gecmezdi. Gölgeler siner yapisirdi yere . Eve gelincede babalarimiz kati soguk, sevgisini göstermezdi 7 cocuga kim ilgi gösterirki. Cocuklar hep dövulurdu anadoluda, dogru otur, hayvan ! , dersini yap, sen neden baskalarinin cocuklari gibi degilsin, git cabuk koyunlara bak. Terbiyesiz ! .Suna bak hala oturuyor!!! Allahim baskalarina hayirli cocuk veriyorsunda banada sey veriyorsun tövbe tövbe. Bazan bu seyi cok dusunurdum, kerkesten daha seymiyim diye, yani daha kötu diyelim gitsin bu seye.
Cocuk olmak nekadar bir suctu hele oglan olmak. Bazan radyoda bir kac guzel turku söylerdi, annem radyo kanalarini karistirip kurtce sarkileri cok uzaklardan arardi. Amcasinin oglu(Mahmut Kayhan) Almanyadan kendisine kasetli bir teyp getirmisti, kasset hep kopardi annem kendisinden hep gecerek elinde bir torna vidaylan dili disleri arasinda kendisinden gecerek bir icat bulmus gibi hep onu karistirirdi, defalarca kopan Ayse San kasettini inatla yapip dinlerdi. Ertesi sabah ayni sey. Genede bu teyp evden eve dolasirdi Ayse Sanin kasediyle. Annemle beraber bende girerdim tamire cok kucuktum.
Oyun yasakti cocuklara, topun arkasinda kosmak nekadar gunahti biz cocuklara. Sonra inadina top oynardik genede mutluyduk. Esmer olmak nekadar seydi.. beyaz tenli olmak nekadar bir sevimlilikti. Titriyordu ellerimiz sogukta, ayaklarimiz buz kesilirdi, aglayarak evin kapisindan girerdik , önluk yakalarimiz bir tarafa kaymis , sumugumuz siyah önlugun kollarina yapismis sekilde. Eve girerken anlayis vede sevgi beklerdik "oglum usudun , gel buraya otur diye" ne felakettirki azar isitirdik. Kir pas icinde kalmisssin, kepce kulakli, bunu cingelere verinde gitsin zaten kara bir sey, zaten cingelerden almistik, aglardim 7 yasinda cingelerin oglu degilim diye, kulaklarimida duzeltmeye calisirdim ama onlara inat kulaklarim hep kepce kalirlardi . Sonra ögrendim ki herkese bunu söyluyorlarmis cocuklarina, Allahtan olayi o yasta normalestirdikte biz cocuklar yani, kendimize geldik.Cocuk olmak ne kadar bir felaketi.
Cocuklarin kafalarina sifira vurulurdu, ögretmenler öyle isterdi. Her turlu kafatasi manzaralari cikardi ortaya, buyuk, kucuk, inebeli cikik, kel ne arasaniz var. Bir gun ögretmenimiz en sevdigi uc ögrencisini secti sevdigini göstermek icin. 9 yaslarindaydik, kisti, korkunc bir soguk vardi. Gelin cocuklar sizi evimize göturecegim , sevinerek gittik, ögretmen ilerde biz arkada ilerliyoruz, sanki herkesin gözu uzerimizde, az gittik duz gittik, Besdeli mahallisine vardik, ne varalim, ögretmenimizin evinin önune kömur yigilmisti, bir kac ton kömur, biz uc cocuk kar camur altinda ayaklarimiz vede kucuk bedenlerimiz duse kalka gecenin ortalarina dogru kömuru bittirdik, ögretmen yemegini yiyordu. Ellerimiz kömurden daha soguktu. Ne kadar mutluyduk, 50 cocuktan 47 si bu serefe nail olamamisti. Sinifin en caliskan( zekilik caliskanlikla pek orantili degildir) uc cocugu ogece cok acikmislardi, caliskanliklari kömur cekerek mukafatlandirilmislardi B , M , ? ucuncusunu hatirlayamiyorum . Ögretmenimiz ne bize bir su verdi nede yemek, is bitiginde tamam cocuklar gidin dedi. O gece cok aciktik, karanlik basmisti, harebe evlerden, cinlerden, gölgelerden, kurtlardan kacarak soguk bir kis gunu eve ulastim. Usuyorduk hep. Eve geldigimde ayaklarim cok usuyordu ellerimin acisindan gece boyu aglamistim. Babam nerdeydin diye sordu bu saate kadar kömur cektim dedim ögretmene, aferin benim caliskan oglum hep böyle ol demisti, sevinmistim. O gece ruyamda korkunc kurtlar görmustum. Korkutugumuda kimseye söylemedim cunku benim köyumde AGLAMAK vede KORKMAK ayipti ama genede nereye dönsek korkardik, herkes korkardi vede birileri hep aglardi.
Benim köyumde butun cocuklar usurdu. Bir kac mutlu cocuk görurdum onlarda Yusuf Buldukun cocuklari, Haso, Ismet, Rasit,Ömer babalari onlari futbol oynarken seyreder cok sevinirdi uzun Ömerim bir tanem derdi kiskanirdik onlari. Sonra birde öksuz cocuklar vardi, babalari cok gencken ölenler vardi, onlar dahada acti, gözleri yorgun koskocaman olurdu, renkleri sapsari, hep siralarin arkasinda otururlardi. Önlukleri ya cok kisa ya cok buyuk olurdu ortasi yoktu. Bu öksuz cocuklara cocuk olarak sefkat gösterirdik öyle ögrenmistik"bunlara dokunmak gunah ". Kucuk yureklarimiz sevgi doluydu, umut dolu sonra umutlarimiz yitirdik, buyuklerede inacimizi, yasli erkeklere konusmak korkuturdu bizleri, abilerimiz sinirli, Sakalari yoktu valla döverlerdi, birde ellerinde tesbih moda olmustu kafalarimiza vuruyorlardi, bu renkli tesbihlerler varya, iste onlardan ,vede sonra Ispanyol pacalariylan abilerimiz toprak icinde top kovalarlardi. Kimisinin pacasi , kimisin dizi yirtilirdi.Gulerdik onlara.
.....
Birde benim benim uc abim vardi, iki Oguz bir Mustafa berar uc kisi ederler iste benle Faruk ikimiz yasca kucuk oldugumuzdan hep beraber 4 ederdik. Oguzlardan birisi cok ilgincti, halada öyledir, cokta sevimli, öbur Oguzlan Mustafada O neyapsa gulerlerdi. Oguz K bir filosoftu öyle bilirdik. Icatlari vardi, kurtlardan hic korkmazdi , geceler ona viz gelir tiz gecerdi, cinler onun icin neydiki vede kareteci oldugunu söylerdi.Egitimliymis öyle derdi.Oguz K gözumde dev bir melek cocuklugumda, cunku buyuyunce meleklerde kayboldu.
Bir gun Oguz K geldi ellinde Iki pirket, birde kirmizi cati kiremitti var. Tombul göbegini cekti nutuk atacakti bizlere, bogazini temizledi: bu pirketlerin ustune kiremitti koyacagim vede cuneyt gibi kiracagim , Ankaradan egitimliyim demisti. Oguz G ile Mustafa K, kis kis guluyorlardi, hadi bakalim dediler Ben Faruk, Mustafa, Iki oguz "Arebiraya" dogru heyacanla yol aliyoruzki, oguz K emin adimlarla tombul tombul transa gecmis sekilde ilerliyor, bende kendisini cok sevdigimden ellimde kirmizi pirketlen yaninda ufak ufak kosuyorum. Az gitiik uz gittik bir kum yiginin ustune geldik,hava sicak , Oguz K KARALI öburleri ALAYLI. Oguz K, birer birer deneyin bakayim sizi göreyim dedi, hepimiz denedik, hic biri basaramadi , Oguz K gerildi, tombuldu, derin bir nefes aldi, bir kac ell hareketi falan, yahht diye bagirdi, kiremit gercekten kirilmisti. Oguz G , bu iste bir hille var dedi kabul etmedi, iste o dakikadan sonra Oguz K artik guzumde sey olmustu iste sey, koruyucu , pirket kiran bir melek. Og Abimin nedense bir parcasi yirtik olurdu hep. Mustafa abininde hep bir savastan zaferle cikmis hali vardi savaslardan sonra onunda yukaridan, yani gömlek kismindan yirtiklari olurdu hep ve hava cok sicakti. Oguz K olgun filosof, o sakin ama sonradan anlatiklarina göre oda karete bilirmis, bir kac kisiyi döver diye, öyle diyordu, valla ben hic görmedim.
Sonralari oguz sair oldu, hala pirkett kirmaya calisiyor tabiki isadamida. Mustafa K vede Oguz G basarili birer tucar oldular. Ben ise bir deli hasthanesinde delilerime bakiyorum, valla her dilden konusuyorlar delilerim, anlasiyoruz ne olacakki, insan dili evrensel ya ordan anlasiyoruz iste. Faruk ise bugunlerde biraz yorgun ama hala cok gururlu. Necmimi son zamanlarda bir seyler karistirdigini duydum ama, zaten hic rahat durmazdiki. Birde Ferdiyi ruhumuza isletten dunyamizi onunla karatan Nevzatti anmadan gecmem olmaz. Ferdi her evde calardi yasakliydi TV de. Duyduguma göre Nevzat hala ferdici, Ferdinin’de dizlerinde dermani yok, dizi cekiyor , dizileri tutulmuyor.Birde kellesmis tabiki. Biyiklari sanki biraz ters duruyor Ferdinin. Ferdi abi biz hala senciyiz.
Birde almanci cocuklari vardi, öyle derdik, cizmeleri sapsari kalin olurdu,kolcuklari, renkli kece uclu kalemleri olurdu hepsinin. Cok kiskanirdik gidip dokunurduk, bazen sadece kalemlere dokunurduk. Ruyalarimizi suslerdi o kece ucu kalemler. Bir arkadasim vardi Mustafa, babasi dolmakalem getirmisti almanyadan kendisine, Mustafa havali, kece uclu kalemleride var, bir gun derste o transa gecerek kalemini devamli citliyarak oynadi, ögretmen geldi kendisini kafasina vurdu ceza olarakta aldi ellinden kalemini aldi. Mustafinin gözyaslarini hala bugun gibi hatirlarim. Cok havaliydi almanci cocuklari. Babalari yilda bir gelirdi onlarda özlerlerdi babalarini, hep babam yedinci ayda gelecek, bize para verecek derlerdi. Cok özlerlerdi babalarini. Bende babamin hep Almanyaya gitmesini isterdim.
Cocuken bayramlarda ilkokul cocuklari yuruyus yaparken" sari sari saclari mavi mavi gözleri alaman kizlari" diye bagirirdi, siranin önlerinde ise guzel giysili cocuklar hep olurdu, yavru kurt giysileri icinde. Onlardan sonra en uzun boylular, sonrada biz kisa boylu, önluklu esmerler arkadan gelirdik, kardesim Musa hangi siradaydi hic hatirlamiyorum. Ama bizden yasca kucuk vede daha kisa olduklari icin arkada ihsan arkadasiyla gelmis olabilirdi. Siranin en önundeki yavru kurt olma sansimizda hic yoktu. Ben , Irfanin, Bilalin bacaklari kili oldundan zaten yavru kurt olamazdik. Ben ikisine söyle demistim "Bilal zaten bizden yavru kurt cikmaz, hem kulaklarimiz kepceli hemde bacaklarimiz killi". Daha sonra hep gulerdik, mutluyduk, kokulu lokumlu ceyrek ekmege kosarken. Birbirimizi cok severdik. Bazi cocuklarin kafalarinda kocaman kecel denilen yaralar acilir saclari dökulurdu onlarda utanarak gelirdi okula. Isimleri ya "guru" olurdu yada "kecel" olurdu.
Birde Ziya Kayhan cocuklugumun dost sicak yuzu, ah ziya bana butun sayilari tersten ezberletmistin, cunku 4 cu sinifta sayilari tersten ezberlemesen ögretmen seni döver demistin, sayilari 1-30 kadar tersten ezberlemistim, hala bazan aklima gelince gulerek, sayilari tersten sayarim. hep alay gecilirdi hemde cok sevilirdi .Faruk önceleri huzunlu durgun sonra dan kivircik sacli yaramaz oldu, agizdaki lokmayi bölecek kadar merti, öksuzlugu huznunde hep sakliydi ama hic bahsetmezdi babasindan.
Bisikletim hic olmadi butun bir kasabada 3 yada 4 cocugun bisikleti olurdu. Allaha hep yalvarirdim bir bisiklatim olsun diye, birde el fenerim, oda niye demeyin couklarda ozaman moda olmustu, hayalim bir el feneriydi. Tv cok az evde vardi ellektirikler hep kesilirdi. oyuncaklarimiz ise hic yoktu, oyun oynamak gunahti. Sonra bu bisikleti olan bir kac cocuk piyasayi ögrendiler bisikletlerini her bindigimiz sure icin para alirlardi. Para yoktu kimsede yada cok azdi. Yani yoklar ulkesiydi. Birgun Ankaradan tombalak bir arkadasimiz geldi, elinde parlak bir paket vardi "Cikolata" bekledik bizede bir parca verecek diye , o yiyor biz bakiyoruz , Faruka fisildayarak dedim ki "bekle Faik birazdan bize biraz cukolata verir", ama ne felaketki Fayo istahli, o el kadar cikolatayi bittirdi, sonrada o parlak kagidi yalayip atti, benlede Faruk avucumuzu yaladik ama onu futbolda bir daha oynatmadik.
Topumuz hic olmazdi, kucuk patlamis lastik bulurduk , havasiz topun arkasindan yirmi kisi kosardik, ben , Celebiylen genelde yedek kalirdik gözlerimiz yasli olurdu hep yedeklikten. Faruk uzaktan gulerdi bize. Bir Cemal E arkadasim vardi tombul , parlak, babasi kendisine turkiyede yeni cikan beyaz keten bezli bir spor ayakabi almisti, herkes gidip bakardik, oda ayaklarini uzatirdi bakardik. iki hafta gecmeden Cemal E . spor ayakabilariylan tahtada ders anlatirken dusup bayildi, cemali ayaklarindan cekip siniftan cikardilar, galiba nazarimiz degmisti ama gözlerimiz hala ayakabilarindaydi. Cemalde birazdan iceri geldi yuzune su falan salan serpmislerdi, geldi sirasinda oturdu.Sonrallari Allahtan Mullahmett abi ciktida piyasaya her turlu ayakabi getirmeye basladi , Dallas ayakabilarida meshurdu MUllahmett abimin, ayakabi almaya gelen kimseyi kirmazdi , herkese borc verirdi.
Birde misketlerimiz vardi , cuneyt arkin resimleri, oklulari hele hic bulunmazdi. Yakup Guvenin yada Necati Kayhanin sinamasinda cuney filimleri icin siraya dizilirdik, vede cuneyt taklalarini surlardan atarken heyacanlanip alkislardik,mehter takimi tam gecerken ya elektirik kesilirdi yada film kopardi boguntulu bir ses cikararak. Dunyamiz siyahlasirdi. Birde sinema sahibinin yaramaz cocugu Necmi bazen bilerek filmi kopartirdi giciklik olsun diye. Beklerdik hep.Bazilari morundanarak bu sari cucuk gene filmi koparti galiba" birisi bagirarak "Naco söyle su cocuguna filmi kopartmasin" Necmi hemen filmi devreye sokardi. Ama bu arada aniden ayaklarimizin altinda tavsan kacisirdi sinemada, Necmi gizlice sinemada tavsan besliyormus, zaten panik halinde herkes. Sinemalarin tabani toprakti , Muhtarla , Necati dayi yarisma icine girmislerdi, Toprak salonlarin kalitesi gelisip degisiyordu, bu yarista bazen filimleride bedava seyrediyorduk, Muhtar abinin(Yakup) filimleri genelde ask, romantizm uzerinde yogunlasir, Naconunda Cuneyt filimleri, bazanda Serdar Gökhan. Sonra bir kac yil sonra sinemaler iflasa gitti, Muhtar abi Hollandaya, Necati Dayida arabistana gitti, geride bize guzel renkli afisli anilar biraktilar anilarimizda, ikinizede cok ama cok tessekurler. Ha birde Muhtar abiye gene tessekur borcluyuz köye videoyuda ilk getiren oydu, videosunu herkese verirdi. Sonralari bir enistem vardi almanyadan, bir gun buyuk paketlerle geldi, paketlerin icinde 100 cuneyt 100 de ibrahim tatlises cikti, kendisini ibrahime benzettirdi, halbuki kendisi kirmizi, ibrahim esmerdi.O kisa, ibrahim uzundu bu benzerligide daha hala anlamis degilim.
Sonra tarla fareleri köyde moda olmustu oda ne demeyin, bazi cesaretli cocuklar kuplere su doldurulardi sulari fare deliklerine bikirlardi cok gecmeden iri tarla fareleri cikardi disariya iki fareyi birbirlerine baglatip eglenirdik. Ben cok istedim ama farelerden korktugum icin hic yapmadim ama fareleri deliklerinden cikaran buyuklerimize cok saygim vardi, ama su tasidigimi hatirliyorum. Birde 80 yillarin baslarinda koyun disinda bir toprak kazildi bir toprakki hic sormayin, sanki surlari dikmisti ozamanin belediye baskani en buyuk icratida buydu , köyu seller aliyordu ya o yuzden iste, orasi bize oyun sahasi omustu, butun köyden cocuklar geliyordu topraktan yuvarlanmak, kucuk sekiller olusturmak icin. Cok mutluyduk. Hendek su doluncada yuzuyorduk, sudan cikincada bir birimizi tanimazdik.Kerpiclere benzerdik cok ama cok mutluyduk.
Abilerimi cok özlerdim ama onlarda baskalarinin abileri gibi almanyaya gitmislerdi, dönmuyorlardi, cocuklar beni döverken abilerim gelecek derdim , ama iste bir daha hic gelmediler, bazen almanyali bir kizin yaninda bazande bir luks arabasinin yaninda cektirdikleri resimleri geliyordu. Onlarda daha birer cocuktular, yanliz vede kimsesiz, genede gönderdikleri resimlerde hep mutluluk vardi, herkes öyle mutlu resim gönderirdi. Özenirdik avrupaya gitmeye.Bizde dönmeyecektik bu cehenem sicagina. Bir daha dönemedim cennetin sicagina.
Cocuk olmak nekadar zordu bozkir sicaginda. Yazi sicaktir köyumun havada ucucur serceler, elektirik direklerine konarlardi, guvercinlere ise kuspelerin uzerinde tuzak kurardik yemek icin, benim tuzaga bir turlu guvercin dusmezdi, bazi cocuklar usta olmustu bu iste. Guvercinler bizim köyu teget gecerlerdi, Tavsancalida ise tavsanlar coktan bitmisti. Ha birde unutmadan söyleyeyim ozamanlar köye dikilen yeni elektirik direklerinden amcamin oglu cok korkarki daha 5 yaslarindaydi, tombul tatli bir sey Samo, onu götururduk oda surunune surune tombulca ordan gecip kosardi sonra bir daha tutup getirirdik o bir daha surunerek kosardi. Köyumde bir ara pacali guvercinler moda oldu, biraz para biriktirerek pacali bir guvercini cocukluk arkadasim Aliden aldim, kimseye göstermeden samanlikta bir kac gun sakladim , guvercinlerimi kediler yemisti. Sonra tavsanlari buyutum onlarida insanlar gelip aliyordu kocaman kocaman biyikli insanlar. Tavsanlarinin tatidin iyi oldugunu söyluyorlardi.
Sonralari ellerinden oyunlari alinan cocuklar gizliden sigaraya alistilar, sigara icmek hostu, sakladik kerpic aralarina , para olmayincada kalin defter kagitlarina agac yapraklarini sarardik. Keskin bogazi kavurucu bir duman olurdu. Sonrada gulerdik birbirimize. Herkes biyik birakirdi tavancalida , cizgi kahramanlarida biyikliydi, artislerde, hepimiz biyik biraktik, birisi haric onun buyiklari cok inceydi. Ferdi tayfurun sarkilarini dinler huzunlenirdik. Bu uzgun arkadaslarim arasinda bir kardesim Musa aglamazdi, hep calisir her denileni yapardi, mutluydu, dogustan bir mutlulugu vardi, yetenekliydi kardesim, hep gulumserdi. Kardesim, hala okadar mutlu olmani sitiyorum.
Sonra 12 eylul geldi karanlik Tvlerde Kenan Evren , Babalarimiz kurtaricimiz geldi diyordu," Sere me hat" derlerdi kurtce. Kenan evrende bunlari asmayalimda besliyelimi diyordu. Babbalarimizda asmasinda beslesinmi diye gurluyorlardi. Aslinda kursunu atanda onlardi susturanda ama babalarimiz bu oyunu nerden bileceklerdiki. Beslemedi kurtariscimiz cocuklari asti, cogu yurdisina gitti, kurtaricimizda ressam oldu Allahtan, bu aralar galiba hastaymis ama kaltiginda doga resimlerini yapacakmis. Memleketimin sanat gunesi . Sonra neyse darbeden sonra Kenan evren konyaya gecerken yol uzerinde tavsancalida yogun tezahuret alkis yuzunden bes dakikalik indi, köyun kasabi ellinde bicak buyuk bir ökuzle orda duruyordu. Kenan pasa inerken bu kasabi askerler inekle beraber köseye sikistirdilar niyetin ne diye oda sevincinden bunu, kurban etmek istediklerini söylemisti, kasabamizin sevincini kursaginda biraktilar. Sonra pasanin karsilamasinda ,köyun iki buyugu Evrenin ellerini öperken sert itildiler askerlerce, onlarda kicinin ustune dusmuslerdi. Pasa gitti, artik köy gulerek bunlardan bahsediyordu. Simdi artik köylulun askeri darbeden arta kalan bir anisi vardi yani kiclari uzerine dusen iki saygi deger, bir de uzgun kasabimiz vede elinde kalan ökuzu. Bu ucunun ismini vermiyeyim simdi birisi rahmetli öburleride yasli kuserler.
Sonra iste hepimiz buyuduk. Benim köyum cok zenginlesti , evler yukseliyor cadeller parliyor seviniyorum hemde cok. 13 yil sonra döndum o cocuklardan kimseyi görmedim, kendimide, her kes bir yerlere göc etmisti, Danimarka, almanya, Isvec, Norvec geri kalanlarda yollarda. Ahmettide görmedim futbol oynarken topunun uzerinde hemen oturup kalkan ahmetti. Cok buyuk bir ressam olurdu (Ahmet Bulduk ) , haberini aldim galiba pizza yapiyor, mutlaka pizzalari iyi ciziyordur benim hep mutlu olan arkadasim. Benden lise birinciligini alan Hulisi Bilgic'te Danimarkada galiba ya pizza yada baska bir seylen ugrasiyor. Gittigimde Medetti görmedim kayseride maden almis galiba kömur falan cikartiyormus, Medetcigim iki gözum dogruda biolog olmakla madenci olmak arasinda hala bir baglanti kuramadim bana su iliskiyi bir bildirsen bu delilerle ugrasan arkadasina bunu bilme haki var diyorum nedersin "madaguwer". Bir Mehmet Guven'i gördum eskisi kadar dost, durust, kisilikli, planli vede mesafeli. Bir de Izzet beyin kalin biyiklari, dost yuzuylen avrupalilari elestiriyordu bize bir ikram yapacakti sonra hatlar koptu o aralar, Turkiye dunya kupasinda ucuncu olmustu, arkadasim futbollu sever belki ordan unuttu bizi. Aymettinin ve Cellal cok yogundu vede yorgun. Aymettin ha bire döviz kurlarina bakiyordu ,bir gözude bizde, bir cay dedi, yok dedik, hava sicak . Celalde koyun kesme, yemek pisirmeyle mesguldu, ne yapsinlar hayat. Disarida ise hava cok sicakti. Mardinliler ise toz edilmislerdi, galiba bulut falan ettiler, kendileriyle beraber maglesef gölgelerinide göturmuslerdi. cocuklari gökyuzunde birer yildiz olmus öyle isitim.
Birde nutuk atayim nedersiniz: Ey sayin tavsancalilar, lastigimiz yirmi yildir avrupada patlak , insanlar catlak, bunca cabadan, acidan sonra, birde evimiz olsun köyde KÖKSUZ vede ÖKSUZ kalmayalim diye, cok görmeyin bizlere. Gencler, abinizin size bir söyleyecegi var: oldugunuz yerde kalin hazineyi ayaklarinizin altinda arayin uzakta degil. Biliyorum sarisin kizlar ruyalarinizda, ha di be baslariz ha abiliginden diyeceksiniz " kendisi avrupada rahat, bizi orda istemiyor, buyurun beyle,,r, virguli olsun istedim " zaten yeni bir kanun cikmis lastiginizi patlatirmayin,,da ozaman iki gözumsunuz.
Arkadaslarimi , abilerimi burda anmak istedim , yani cok sevdigim insanlari yazidaki benligimde bir cok cocugu affedersiniz kisiyi birlestirdim. Tabiki cok mutluydukta , oyuncaklarimiz yoktu ama yaraticiydik. Yazida andigim kisiler lutfen alinmasinlar hepsini cok sevdigim vede saydigim icin burda andim. Hepsi benim benligimin cok önemli birer parcasidir. Nekadar uzaga gitsekte buralari sevsekte hep oraliyiz en cok sevdigimiz yerde orasidir. Onlar hep icimizde. Tavsan dagi zaten bence turkiyenin en görkemli dagidir en yuksegi , Agri falan degil onlar yanlis ölculerden kaynaklaniyor.
Herkese candan bol selamlar




