Analarimiz doğurdu bizleri ama cogumuzun dogum tarimi bilinmez ya li PAIZDE , ya baharda dogmusuzdur . Mesela ben soguklar baslayinca Paizin oralarina dogmusum mesele bu. Ismim takvimde alinmis. Ama dogmadan önce annem bayagi ugrasmis ilac, karikoca yöntemleri falan 8 cocuk yeter diye ama inatciyim vazgecmem yasamaktan yasamayi severim, herkes gibi zaman zaman huzunlerimde yok degil aslinda.
Cay sekerlerimizi yemeden, 20 sine gelmeden saldilar bizi Avrupaya .Ama inan göbeğimizi koparttıklarinda bu kadar canımiz yanmamıştı Belki bu yüzden ,bu yüzden belki yüzümuz gözümuz kırık dolaşırız hep. Sabahın bir sahibi elbet ama iste 20 sine girmeden, gencligin deliliklerini, evliliklerini yasamadan yollara salanlari. Almanyada , Isvecte, Hollandada dil bilmeden , caresizlik umutsuzluk icinde dolasanlari. Ac, susuz perisan, sahipsizlikten genc yaslarinda hala yuzleri burusuk, kirisik dolasanlari.
Günlerdir eski bir hüzünle çıkıyorum voltaya
(kötüye işaret bu, üstelik yalnızlığa sığınıyorum)
Unutup gitmişim ezberimdeki bütün şiirleri
bulutlara bakıyorum uzun uzun, yalnız bulutlara
O uzak kasaba akşamları düşerken aklıma
tecrit’teki yine bir türkü tutturuyor (Ahmet Telli)
Geride köyumuzde yuregimizin buyuk bir parcasini birakip ciktik yollara . Yuregimizin kalan parcasinida Avrupa sehirlerinde kirik biraktik kaldirimlarda. Iste bu yuzden guluslerimizdeki huzun donup kalir yapisir yuzumuze. Hep konuşmak istemiştim yıllar yılı ama olmadı. Beklide bu isin uzmani olduktan sonra kendimde o cesareti bulabildim . Herkesin duygularini , kendi duygularimida katarak anlatmayi. Konusmayi, pek beceremem ama bir iki satir yazida duygularimi beklentilerimi uzentilerimi dile getiririm rahatlarim, mevsimde bahar oluverir yuregimde.
Gola esine(mavi göl) duy sesimizi oglumu, cocuklarimi koru avrupada, diyenlerin uzuntusunu, yazlari cocuklarini torunlarini bekleyenlerin caresizligini, birileri sabahin kiyisinda sorar elbet. Sorarda, ne zaman soracaklarki onu bilemiyorum yuregimin acisi orda basliyor iste orda basliyor huzunlerim SONRADA KENDIMI ve GÖLGEMI YERDEN SILMEYE CALISIYORUM.
Hic görusmemek uzere avrupanin cesitli sehirlerine dagilan umutlar yillar sonra tesadufen bir avrupa sehrinde görustuklerinde” seni yermi yildir görmedim, saclarin agirmis, yaslanmissin” huznunu sorarlar elbet birileri. Kim sorar bir fikrimde yok.
”Köyde bir ev yaptim köyun asagisinda,, birde surda bir arsam var” diye gulumseyen mutlulugunu paylasmak isteyen kirik yuzlern huznunu i sorarlar elbet. Tavsancalidakilerde yuzu gözu kirik insanlara genclere umutlarini bagladilar. ”Oglum oturumunu aldi, Allaha sukurler olsun kurtuldular”, kurtuldular diyenlerin huznunu birileri soracak elbette. Sabahin bir sahibi varya o soracak iste sabahin sahibi kim onuda bilmiyorum yoksa sabahin sahiplerini daglarda , avrupalardami yitirdiklerimizmi yoksa ben yoruldum diyenlerdemi. Yoksa Gola Esina’mi.
Ogun bir arkadasimin evine gittim cocuklari buyumus,cocuga” babanin yeni isinden memnunmusun” diye sordum o da evet hemde cok babami cocuklugumda hic görmedim, geceleri eve gelirdi gene görmezdik , hep pizzerielarda 20 yil calisti. ”Baban isteyken özlermiydin babani” ? evet hemde cok ama calismak zorundaydi. Simdi gelip bizi aralarda göruyor, kucuk kardesimizin karnini doyurup gidiyor diyen babasini yilarca görmeyen cocuklarin huznu. Bunu babasina anlatim gözleri dolarak gözyaslarina dokunup parmaklariylan gözlerini bastirdi. Daha fazla aglamamak icin, yuzunu pencereye dogru cevirdi anlina sicak mavi bir isik vurdu.
”Tam 20 yildir gece gunduz pizzerialarda calistim, mahkum kaldim buralarda baska ne yapabilirdimki hayat hayat iste. Kendisine sabir sahibin bir sahibi var dedim elleri ayaklarinin ustune dustu. Ayaklarimizin dibine 20 yilli yazan sert kicik soguk bir imza, omuzlarimizada bir urperti .Ordan bir an olsun uzaklasmak icin,” bir sey icermisin diye sordum” evet bir cay dedi. Hep huzunlu degilizdir aslinda. Hayati, sonunda huzunlerimizle seviclerimizle bir butun olarak kabul etik( acceptans). Yani gercekci olmayi ögrendik. Gercekleri kabul edincede insan daha az aci cekiyor.
”Hanim bir cay ayaklarim tutmuyor, isler bu aralar kesat”
Esi” yemek yermisin: yok yorgunum hemde cok, Allahtan köydeki su evi bittirseydik diyorum, birde ankarada bir daire alsaydik…” Tavsancaliya gitseydim bu yaz, baska bir dilegim yok.
Kadin:-yedinci aya ne kaldiki sunun surasinda 6 ay var.
Anacım bilirsin üniversiteyi Isvecte ingilterede devlet yardimiyla okudum son 4 yilli ingilterede ac perisan bitirdim. Ingilterede hayat cetindir. Soguk kis gunleri buz gibi tren istasyonlarinda bir sehirden baska bir sehire giderken kitaplarim dizimde eksi derecelerede agir psikiatri derslerine calistim. Kitaplarda insan nasil mutlu olur satirlari vardi, sogukta iste özelikle o bölumleri okurdum.Ama gunlerce sogugun insan sirtina yapisip cikmadigini ozaman ögrendim. Ama hayatan hic korkmadim , insanlardan umudumu hic kesmedim, kisiligimden gelen zayifliklardan dolayi tembeliklerim olmustur ama sadece bir insaniim. Buz gibi istasyonlarda sattlerce bir sehirden öbur sehire gitmek icin cok usudum. cebimdeki 10 paundla sabah acilacak istasyondaki sicak cayi , duslerimdim, kitaplarimi kalemimi sirtimdan hic indirmedim. Sabah London Victoria istasyonu acilincada ellimdeki tostan caydan muthis mutluluk duyardim. Soguk geceler ise gece gecede kalirdi. Onlar beni terk etmeyen tek dostlarimdi. Benim gibi cok ögrenci vardi. Cok pisman oldum zaman zaman neden baskalari gibi piza yapmadim diye , ama gecici huzunlerdi benimkisi. Duzensiz harcamalarim hic olmadi , gun boyu agir derslerde ellimde bir kucuk cikolata bir kilo elma , birde gunde bir kahve luksum vardi. Aç kaldım zaman zaman kimsesiz bes parasiz ama hic bir zaman caresizligi umutsuzlugu kabul etmedim ama onursuz hiç bir zaman yasamadim. Hic kimseye basariz olsun diye arkalarinda konusmadim insanlarin basarisini kendi basarilarim gibi gördum sevindim.
Gucendim insalara bazande hemde cok Çok küfür ettim onursuzlara ,vazgeçmem diye . Düşüncelerimden dolayı çok uğraştılar benimle Kökü toprakta kara yemiş fidanı gibi direndim,dimdik ama amacima ulasiren imkansiz olunmadigini gösterdim. Köyumun bana verdigi ahlaktan, insanlik sevgisinden , gururundan hicbir zaman vazgecmedim. Ağustos ayında ise ,ekinler sararırken köyume ugradim Eski tanidiklarimi sordum atlarina binip du diyalardan gittiklerini sölediler öksuzlugumu anladim kör oldum.
Ey kalbim sana denk düşüyor bütün bu acılar
acılar tek ve mutlak olan bir şeyi anlatıyor
Yağmur kuşları geçiyor avludan sürü sürü
dalların hışırtısını duyuyorum, üşütüyor beni
Ötede, kentin üstünde bir şimşek çakıyor birden
suretin yansıyor göğe ve her yağmur damlasına
Uzak bir anı oluyor her şey, silikleşiyor
ve alnım ateşler içinde, bir tutabilsen
unutup gitmişim bütün türküleri artık
(kötüye işaret bu, üstelik yalnız sana sığınıyorum) (Ahmet Telli)
Sonra köyumden ayrilarak hayaler ulkesindeki ELDORADO’yu aradim hani su hayeler ulkesi varya orda iste insanlar mutluymus, orda sadece guzel kelimeler dostluklar varmis, irmaklari baldan falan . Bu yüzden anacım işte bu yüzden Güneşin bile üstüne yürüdüm gölgemi geçmek iste tam o anda Eldorado yerine acligi, kimsesizligi, insanin icinde muthis bir gucun direncin oldugunu hata insanin icinde tanrisal bir gucun oldugunu kesfetim. Yaptigimiz herseyde bir kaos ve duzenin oldugunu gördum. Sadece ona parmaklarimla dokundum. Teslim olmayi aklimin ucundan bile gecirmedim, hep cözumler uretim cözumsuz kaldigimda ise bazi seylerin kontrol edilmeyecegini ordaki cözumun cözumsuzlugunu kabul etmekten gectigini anladim. Sonra basladigim sehire geri döndum. Eldorado diye bir yer yoktu gercegi insanlari kendimi kabul edip rahatladim.Yol boyunca acili mutlu insanlar gördum. Insanin gercek hazinesininde Eldoradonunda bu oldugunuda o zaman kesfetim. Hayretler icinde kaldim.Ve bahcemin hem ustasi hemde bekcisi oldum. Basarabiliyormuyum bilmiyorum ama deniyorum.
Izinciler Tavsancaliya gitmek uzere hazirliklarini yapiyorlar , göcmen kuslarindan bir farklari yok aslinda. Hepside birer cocuk gibi sevilmek isterler, köye geldiklerinde ise siz bakmayin onlarin havalarina ciplerine villalarina, onlar sadece bir guzel cift söz duymak icin yaparlar bunlari. Aslinda havali falan degiler havamizi coktan aldik. Siz bosverin onlari. Onlar yillar sonra hala yermi yasini doldurmayan , hala ilk asklarini dusunen, lisenin havlusunda dolasan birer cocuk, yillardir görmedikleri arkadaslarini sorup konusurlar . Sadece sevilmek isterler hepsi bu iste. Kendimizi ormanlarin icinde cam agaclari arasinda kaybediyoruz zaman zaman. Toprağın gubrenin kokusu vuruyor yuzumuze . Ormanlarin icinde gözlerimizi kapatinca annem, köyum gencligim cocuklugum diye sözcukler dusuyor uvuclarimza, yerden satirlarimi topluyamiyoruz.
Hepimiz mutluk maskelerimizi indirsek aglayacagiz , konusacagiz , söyle birileri saclarimiza dokunabilse hepsi o iste.
Hala köyden cikarken geride biraktiklarini yureklerini kendileriyle almak istemerler. Cunku cocukluklari, ilk asklari, kavgalari, kinleri, anadolunun sicagi kadar sicak dostluklarinida orda biraktilar, Öduleri bir ev, daira, birazda vergi burdan surdan. Yani cogu emeginin karsiligini alamamakta hata hemen hemen hic biri alamamakta.
Kısa süren hastalıklar vardır ya, işte öyle
geçip gidiyor akşama doğru hüzün bulutu (Ahmet Telli)
Not yazimi Volkan konagin siirini uyarliyarak yazdim. Birde Ruhi Sunin soralar bir gun siirrinden kisa bir kac misra aldim. Hepinize basarilar




