Vicdan, Rabbimiz kullarına doğruyu göstermek için yarattığı özel nimetlerden biridir. Vicdan insanın ölümüne kadar her an yanında olan bir sestir. Ve her zaman doğruyu söyler. Ayrıca şeytana karşı çok güçlü bir kalkandır. Hayatının her anında, yaşadığı her olayda vicdanını kullanmakta irade gösteren insan Allah’ın izniyle samimi imanı da kazanacaktır. Samimi iman sahibi insan vicdanını maksimum kullanır. Nefsini çok zorlayan bir olayla karşılaşsa da vicdanından yana tavır takınmakta taviz vermez.
Müslümanın samimi imana kavuşup-kavuşmadığını anlaması için vicdanını maksimum derecede kullanıyor mu irdelemesi gerekmektedir. Eğer bazı olaylara karşı vicdanından yana tavır alabiliyor, nefsini zorlayan olaylarda vicdanını dinlemiyorsa, durup düşünmesi gerekmektedir. İnsan vicdanına uymadığı takdirde hangi sebeplerden ötürü bunu yaptığının bilincinde olacak bir akılla yaratılmıştır. Bu yüzden Müslüman vicdanına maksimum derecede uymak ve samimi bir imana kavuşmak istiyorsa bu mazaretlerini gözden geçirmeli, uymamak için irade göstermelidir.
"Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir. Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile." (Kıyamet Suresi, 14-15)
Vicdan, Rabbimiz’in kulları üzerindeki merhametinin bir tecellisidir. Allah hak olanı görebilmemiz için, şaşırdığımızda yönümüzü bulabilmemiz için, yanlış yaptığımızda toparlayabilmemiz için vicdanı bir nimet olarak yaratmıştır. Bu yüzden bu nimetin değerini bilip, O’nun rızasını kazanabilmek için en yüksek seviyede kullanmak kamil imanın bir göstergesidir.
Vicdan sürekli bastırıldığında, nefse uymak için sürekli bahaneler üretildiğinde, vicdanın sesinin silikleşmesine, bir zaman sonra duyulmaz hale gelmesine neden olur. Bu ahlaktaki bir insanın Allah sevgisi ve korkusu yok denecek kadar azaldığı için güzel ahlakı yaşama konusunda hiçbir isteği de olmayacaktır. İşte dünyada yaşanan terör, savaşlar, adaletsizlik, güvensizlik ve sevgisizliğin asıl nedeni vicdan körelmesi, buna bağlı olarak Allah’a olan saygının azalmasıdır.
“vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak.’’ (Neml Suresi, 14)
İnsanın vicdanını tanıması ve onun fısıldadığı doğruları nefsinden ayırt edebilecek bir kararlılığa sahip olması için Rabbini tanıması ve şifa olarak indirdiği Kuran’ı iyi bilmesi gerekmektedir. İnsanın Rabbini tanıması için ise etrafınfaki yaratılış delilleri üzerinde derin tefekkür etmesi gerekmektedir. Rabbimiz kesin bilgiyle imanın önemini Kuran’da şöyle haber verir:
“Allah O'dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti; onları görmektesiniz. Sonra arşa istiva etti ve güneş ile aya boyun eğdirdi, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedirler. Her işi evirip düzenler, ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle inanırsınız.’’ (Ra'd Suresi, 2)
Rabbini tanıyan insan ise dünyada bulunuş amacının imtihan olduğunun net farkına varır, dünyevi hırslardan daha kolay arınır. Allah’ın gizlinin gizlisini bildiğinin şuurunda olan insan, işlediği küçük-büyük tüm günahların ahirette karşısına çıkacağının bilgisiyle hareket eder. Dünya hayatının çok kısa olduğunun ve her an ölüp hesap verebileceğinin bilincinde olan insan vicdanını maksimum derecede kullanmaya tüm gücüyle gayret eder.




allah sizden razi olsun hanim efendi