Siyaset:
31 NUMARALI REKLAM ALANI
Bahçeli: AK Parti lale dönemini yaşıyor

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Adalet ve Kalkınma Partisinin, lale ve sülale devri yaşadığını ileri sürerek, ''Her yönüyle gösterişe yönelmişler, her yönüyle düne kadar söyledikleri hayat ortamından uzaklaşmışlar. Bir eli yağda bir eli balda ve ortalığı da güllük gülistanlık görmektedirler'' dedi.

Bahçeli, partisince Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde, özel bir mazeret olmadığı taktirde mutlaka ve mutlaka yüksek bir katılım için sandığa gidilmesini istedi.

Türkiye'nin, karşı karşıya kaldığı sorunları gözden geçirerek, aklın süzgecinden, vicdanın sesinden kaynaklanan bir anlayışla halkın iradesini ortaya koyarak, seçimlerin yüksek bir katılımla yapması gerektiğini ifade eden Bahçeli, ''Bu ülke sizindir, karar sizindir. Dolayısıyla bizler sizin alacağınız her türlü karara saygı duymak mecburiyetindeyiz'' dedi.

Siyasi iktidarın da böyle bir ortamda adil ve hile karıştırmadan güven içerisinde sağlıklı bir seçimin yapılması için üstün bir gayret göstermesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, Adalet ve Kalkınma Partisinin 9 yıla yaklaşan bir süredir ülkeyi yönettiğini, iki dönem iktidar olduğunu, yüksek bir oy oranıyla 330 ve 341 milletvekili aralığında bir milletvekili desteği ile TBMM'de temsil edildiğini anımsattı.

Bahçeli, şöyle konuştu:

''Dolayısıyla tek başına bir iktidar olarak Meclisteki bu üstün çoğunluğuyla Adalet ve Kalkınma Partisi, gerek seçim beyannamelerinde, gerekse hükümet programlarında siz değerli vatandaşlarımın mutluluk ve refahı için ne gibi bir tedbir alacak ise ne gibi bir politika uygulayacak ise buna engel teşkil etmeyen bir durum söz konusu olmuştur. Dolayısıyla Adalet ve Kalkınma Partisinin Mecliste alamayacağı bir karar, çıkartamayacağı bir yasa, uygulayamayacağı bir sosyal ekonomik politika yoktur. Aradan geçen süre içerisinde bu fırsat ve imkanı değerlendirebilmiş midir? Milletimizin bu ani teveccühü karşısında milletimize layık olabilmiş midir?. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisine oy vermiş olan vatandaşlarımızın da bu konuda dikkatini çekmek istiyorum. 2002 yılında evinizde aşınız kaynıyor, işsiz çocuklarınız iş bulabiliyor ve geliriniz yükseliyor, hayat standardınız geçmişe göre daha da iyileşiyor ve toplumda var olan huzurdan hepiniz memnun iseniz, o zaman durmak yok yola devam çağrısına kulak vermeniz ve Adalet ve Kalkınma Partisini üçüncü defa iktidar yapma talebine karşılık verebilirsiniz. Ancak gerçek bu değilse, yani gelir seviyenizde azalma, hayat standardınızda önemli bir düşme, çocuklarınıza iş bulamama veya geçim darlığına düşmüş, yoksulluğa itilmiş insanlar olarak 9 yıldan bu yana bu iktidarın tüm uygulamalarından memnun değilseniz o zaman bir başka şey söylemek lazım. Hangi gün 12 Haziran'da. Ne demek lazım? Durmak yok yola devam yerine, yeter artık Sayın Başbakan biraz iktidardan git demek lazım.''

''ÜLKEMİZ İYİ YÖNETİLMİYOR''

Devlet Bahçeli, Türkiye'nin iyi yönetilmediğini, tek başına iktidar olan, bütün imkanları elinde tutan bugünkü siyasi iktidarın, halkın mutluluk ve refahını artırmada, ülkeyi huzurlu ve mutlu kılmada yetersiz kaldığını öne sürdü.

Sadece ve sadece kendilerinin çevresinde oluşturdukları bir mutlu azınlığın bugünkü iktidardan memnun olduğunu savunan Bahçeli, şunları kaydetti:

''Bugünkü iktidarın 9 yıllık uygulamalarını değerlendirdiğimizde, Adalet ve Kalkınma Partisine oy veren vatandaşlar değil, ama Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar olduktan sonra partinin yöneticisi, bakanlar kurulu veya TBMM'deki milletvekilleri, yakınları, çevreleri, birlikte oldukları insanları göz önüne aldığımız vakit önemli bir refah artışına, servet sahibi olduklarına şahit olmaktayız. Çünkü 2002 ile 2009 yılı arasındaki sürede ne gibi bir hayat seviyesinin değişikliği kendisini gösteriyor zaten. Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi lale ve sülale devri yaşıyor. Her yönüyle gösterişe yönelmişler, her yönüyle düne kadar söyledikleri hayat ortamından uzaklaşmışlar. Bir eli yağda bir eli balda ve ortalığı da güllük gülistanlık görmektedirler.''

Türkiye'nin ekonomik ve sosyal sorunlarının bulunduğunu belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

''Televizyonlara çıktıkları vakit, özellikle yandaş televizyonların desteği ile sözleşmeli, beslemeli bazı köşe yazarları ve gazeteciler aracılığıyla, danışıklı bir dövüş içerisinde öyle bir Türkiye tablosunu Recep Tayyip Erdoğan'a çizdiriyorlar ki, eğer o tabloya baktığınız vakit Türkiye'de hiç kimsenin şikayetinin olmaması lazım. Ama burayı şereflendiren vatandaşlarımız, o tabloyla eğer, o Recep Tayyip Erdoğan'ın çizgisiyle oluşmuş Türkiye tablosu ile yaşadığınız gerçek Türkiye arasında mutlaka büyük bir fark vardır.

Bugün Türkiye'nin çok temel ekonomik ve sosyal sorunları bulunuyor. Sayın Başbakan hiçbir yerde bu sorunlara eğilmiyor, bu sorunlar üzerinde söz söyleyemiyor. Çünkü söyleyebilecek olsa, bu sorunları tekrarlanacak konuma getirmenin utancıyla zaten bunlara giremiyor. Onun için çıldırmış bir halde çılgın projelerle milleti avutuyor, kandırıyor ve yalan söylüyor.''

Bugün ülkemizin en önemli sorunlarının başında işsizliğin geldiğini dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İşsizlik gittikçe artıyor ve özellikle de genç kardeşlerimiz işsiz. Üniversiteyi bitirmiş veya liseyi tamamlamış, iş aramış bulamamış, askerliğini gidip tamamlamış, ama aradan geçen süre içinde asgari ücrete de rıza göstermesine rağmen, ne olursa olsun bir iş bulayım gayesini taşımasına rağmen, milyonlarca insanımız işsiz. İşsizlikle beraber en önemli sorunların başında yoksulluk geliyor. Bugün ülkemizde nüfusun 18,08'i yoksuldur. Yoksulluk gittikçe de yaygınlaşıyor. Yani nüfusun 13 milyona yakını yoksullaşmış.

Bunlar içerisinde açlık sınırının altına düşmüş, sağlıklı bir beslenmeyi sağlayabilecek, mutfak masraflarını karşılayan bir gelire sahip olamama haliyle hayatını devam ettirme mücadelesi veriyor. Tabii bunların yanında emeklilerimiz, yetimler, öksüzler, 65 ve yukarı yaşlılar çok daha büyük hayat standartlarının düşmesi sebebiyle yoksullaşma sürecine giriyor ve yoksulluk gittikçe artıyor. İş, aş ve yoksulluk Türkiye'nin kaderi haline gelmiş herkes bir çıkış yolu arayabilmek için yanına bir başka problemi daha getiriyor. O da göç dediğimiz olay. Bugün İstanbul, Ankara İzmir, Bursa, Adana, Gaziantep gibi büyük şehirlerimize civar yerlerden gelen birçok insanımız ve özellikle de gençlerimizin göç etmek durumunda oluyor ve gurbete çıkıyor.

Ama büyük şehirlerde her zaman bir ekmek kapısı bulunamıyor, ama çok daha büyük felaketlerle de karşı karşıya kalınabiliniyor. Bunları her gün televizyonlarda yaşanan şiddet olaylarıyla, cinayetlerle, toplu cinnetlerle görüyorsunuz.

Toplum huzurlu değil, toplum mutlu değil, Türkiye'de suç oranları artıyor. Özellikle de çocuk yaşlarda suçlular artıyor. Gasp yaralama hırsızlık gibi adi suçlarla bir genç hayatını feda ediyor. Suçlu olmasa dahi büyük şehirlerin karanlık sokaklarında her türlü kötü alışkanlıkla muhatap oluyor ve gençliğini heder ediyor. Bütün bunlarla beraber Türkiye'de ailelerde de çözülmeler kendini gösteriyor.

Şimdi böyle yoksulluğun, işsizliğin, göçün ve asayişsizliğin olduğu bir Türkiye'de Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, sokakları bırak, meydanları bırak, televizyonları bırak, kendi evinden dışarı çıkmaması lazım gelen bir şahsiyettir.''

''KISACASI 'İSTİKRAR SÜRSÜN'DE AMAÇ: SAYIN BAŞBAKAN VE YANDAŞLARININ LALE DEVRİ, SÜLALE DEVRİ SÜRSÜN İSTİYORLAR, BUNA 'DUR' DEMEK LAZIMDIR''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ruhsal yapısı ve kimyası, üçüncü dönem ülkeyi yönetmeye müsait değil. Onun için bir iktidar değişikliğine ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz'' dedi.

Bahçeli, ''Siyaseti kirletiyor, vatandaşı azarlıyor, kendisine birisi bir şey söylediği zaman, sanki büyük bir korkuyla gece gündüz huzursuz olan bir insanın paniği karşısında, yanındaki korumalarda da bir panik başlıyor, birisi ağzını açtığı zaman linç edilecek bir müdahale ile karşı karşıya kalıyor. Böyle bir ülke yönetimi olamaz. Bunun üçüncü dönemi olamaz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ruhsal yapısı ve kimyası, üçüncü dönem ülkeyi yönetmeye müsait değil. Onun için bir iktidar değişikliğine ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz. Bu iktidar değişmeli çünkü bu iktidarın yapabileceği kalmamıştır. 9 yılda başaramadıklarını tekrar aldatma ve kandırma yoluyla son dört yıl talep ederek yapacağını düşünmek, hepimiz için bir hayal olur. Dolayısıyla bir iktidar değişikliğinin zamanı gelmiştir'' diye konuştu.

12 Haziran'ı ''tarihi dönüm noktası'', ''geleceğin belirlenmesinde önemli bir karar anı'' olarak tanımlayan Bahçeli, ''O sebepten dolayı, 12 Haziran seçimlerinde sandığa gittiğiniz vakit, bir iktidar değişikliğini düşünerek hareket etmek durumunda olmalıyız. Şimdi Türkiye'nin en önemli sorunu işsizliktir diyoruz ama 9 yıldan beri işsizliği ortadan kaldırabilecek bir politika uygulanmıyor. Yalnız kendi yandaşlarından kamu kesimine gizlice bir yükleme oluyor, eş, dost, çocukları iş bulabiliyor ama AKP'ye oy veren vatandaşın evladı dahi, diğer yoksul vatandaşlarımızın işsiz çocukları gibi bir yuva dahi kuramıyor, bir ekmek parası dahi bulamıyor'' diye konuştu.

MHP'NİN VAATLERİ

Devlet Bahçeli, işsizliğe çare bulunması, işsizliğin çaresini düşünmeyen bir iktidarın, iktidar olmaya talip olmaması gerektiğini söyledi. İşsizlikle sabırlı bir mücadeleyi sürdüreceklerini dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:

''Öte yandan asgari ücret seviyesi bugünkü hayat standartlarıyla insanlarımızın insanca yaşayabileceği bir gelir seviyesi olarak görünmüyor ve mevcut imkanlar içerisinde asgari ücreti ilk dönem olarak 825 liraya artırmayı düşünüyoruz. Emekli vatandaşlarımızın durumu çok kritik ve emekliler, büyük bir yaşama sıkıntısı içerisindeler. Yıllarca bir iş yerinde veya devlet kurumunda büyük hizmetler sunmuş olan o değerli büyükler, hayatlarını zor devam ettiriyorlar. İşte onun için MHP emekli maaşlarını artırmanın ötesinde, 13 maaş olarak eylül ayında bir 13. maaş vererek kışa hazırlığı da sağlamalarını düşünüyor.

Aile yardımları olarak da aynı şeylere bakıyoruz. Özellikle ülkemizde 9 milyona aşkın özürlüler bulunmaktadır. MHP, bu vatan evlatlarını da unutmamanın gereğiyle özürlülere sosyal destek ödemesi olarak 320 lirayı, başkasının yardımına muhtaç engelli aylığı olarak 450 lirayı, ayrıca engelli aylığı olarak 40 ve 69 yaş arasında özürlü olanlara 300 lirayı ve özürlü yakını aylığı yani 18 yaş altı bakıma muhtaç özürlüler için o aileye 300 TL yardım yapmayı düşünüyoruz. Yaşlılara 65 ve yukarı yaşlar için, muhtaçlar için ayda 250 lira sosyal yardım ödemesi olarak da 320, yaşlısına bakmakla yükümlü yoksul ailelere verilmek üzere bir yardım paketi hazırlıyor. Yoksullara yapılacak yardımlar ise yakacak yardımları, kira yardımları, sosyal destek yardımları olarak insanlarımızı mutlu ve huzurlu kılabilecek bir düşünceyi taşıyor. Ev hanımlarına aile sigortası yardımı olarak 320 TL, pozitif yaşam desteği olarak 200 TL ve öğrenci kardeşlerimize de eğitime destek yardımı olarak 50 TL her ay ödemeyi taahhüt ediyor ve Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı 9 yıllık büyük tahribatı, bir onarım ve toparlanma hükümeti kurmak suretiyle öncelikle bu ülkede yaşayan başta işsiz ve yoksullarımız olmak üzere, sosyal refah artırıcı bir politikayla işe başlamak istiyor. Onun için toparlanma ve onarım hükümetini kurma çabasıyla 100 sorun tespit edilmiş, 100 de çözüm üretilmek suretiyle vatandaşımızın huzuruna çıkıyoruz.''

''ALIN PAKETİ, VURUN TOKADI GİTSİN''

Bahçeli, ''Bu gerçeği görüyorlar ve MHP'nin iktidarıyla hem işsizlik, hem yoksulluk, hem göçle, hem asayişsizlikle acımasız bir mücadeleyi kararlı bir şekilde yürüteceğimizi bildikleri için bir başka yönden de bunları korku sarmış. O korku nedir Sayın Başbakanı geceleri uyutmayan? Her an panik ve kaos içerisinde bulunduran, yolsuzluklarla mücadelede de Milliyetçi Hareketin kararlılığıdır'' dedi.

Özelleştirmeden imara kadar, toplu konuttan arsa spekülasyonlarına kadar her türlü rüşvet ve iltiması da dikkate alarak kararlılık içerisinde yoksullukla ve yolsuzlukla mücadeleyi sürdürmeyi düşündüklerini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

''MHP'nin kararlılığını bildikleri için, bozkurtun nefesinin ensesinde dolaştığını bildikleri için, her türlü karalama iftirayla MHP'nin önünü kesmeye çalışırken, yoksulluğu istismar ederek, yoksulluğu kalıcı ve sürekli kılmak suretiyle kendi lale ve sülale devirlerini devam ettirmek için yoksulluğu sömürüyorlar. Ne yolla, paket uygulamasıyla ne yolla, paket demokrasisiyle.Anadolu'nun her tarafından belediyeler olsun, bazı kuruluşlar adıyla paket yardımı adı altında yoksul insanımızın hür iradesine ambargo koyup, onun yoksulluğunu istismar ederek, onu Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy vermeye mecbur ve mahkum bırakmaya çalışıyorlar.

Bu paket konusunu iyi bilmek lazım. Bu paketin içerisinde bir fasulye tanesi dahi, bir pirinç tanesi dahi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin değildir. Bu tamamen milletimizin vergileriyle devlete gelir kaynakları oluşturulurken, bir kısmı eğitime, bir kısmı savunmaya, bir kısmı güvenliğe gideceği gibi, bir kısmı da sosyal devlet anlayışının gereği olarak yoksullara gitmesi gerekiyor. Bunun için de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu oluşturuluyor. Demek ki size gelen aile yardımı, yakacak yardımı ve buna benzer diğer yardımlar hep Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu kaynaklıdır. O fonun sahibi millettir, kullanması da milletin içerisinde yoksulluğa düşmüş vatandaşlarındır. Her yerde söylüyorum bu paket geldiğinde utanmayın sıkılmayın sağa sola bakmayın, çocuklar gözünüzün önüne gelip bugünkü iktidara oy vermek mecburiyetinde kendinizi hissetmeyin. Bu paket sizindir sizin hakkınızdır, helalinizdir. Alın paketi, vurun tokadı gitsin.''

''LALE DEVRİ, SÜLALE DEVRİ SÜRSÜN İSTİYORLAR''

Bahçeli, iç ve dış borçlar, cari açıklar, dış ticaret açıkları, bütçe açıklarının Türkiye'yi ekonomik yönden de bir darboğaza doğru sürüklediğini savundu.

AK Parti'nin ''İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün'' sloganını eleştiren Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bugünkü AKP'nin mutlu azınlığını üçüncü defa iktidar yapmaya gerek yoktur. Sağda solda yazmışlar, 'istikrar sürsün, Çanakkale büyüsün' diyor veya 'Türkiye büyüsün' diyor. İstikrar sürsün, Çanakkale, Muğla bilmem nedir diye vatandaşı kandırma. Çanakkale'ye dikili bir taşın mı var ki Çanakkale büyüsün. Çanakkale'de işsizimize bir istihdam, ekmek kapısı açtın mı ki, senin istikrarın sürsün. Bunların 'istikrar sürsün'deki amacı kendilerinin hanedanlarının, yakınlarının iç ve dış odakların ekonomik menfaatleri uğruna milletin yoksulluğu sürsün istiyor. Milletin diğer milli ve manevi değerlerinin sömürülmesi sürsün istiyor. Kısacası 'istikrar sürsün'de amaç: Sayın Başbakan ve yandaşlarının lale devri, sülale devri sürsün istiyorlar. Buna 'dur' demek lazımdır ama bunu yaparken, yoksullukla mücadelede bizi bunlara mecbur ve mahkum bırakmamak için ne yapmak lazımdır diye sorduğunuzda, MHP kültürünüzden gelen, Milliyetçi Hareketin görüşlerindeki temel ilkelerden hareket ve Anayasamızın 3. maddesindeki sosyal devlet anlayışı olarak sizlere bir hilal kart vadediyorum.

Bu hilal kart, milletle devlet bütünleşmesiyle, milletin ve devletin bu milletin aziz evlatları olan yoksullarının yanında olmayı sağlayan bir harcama kartıdır, bir helal karttır. Bu kart insanca yaşayabilecek gıda ve gıda dışı harcamalarda karşılık bulabilecek bir gelir desteği ile desteklenen ve bu gelirin bir kamu bankasına adınıza yatırıldığı bir karttır. Bu hilal kardın ana para faiz ödemesi yoktur. Bunları ödemediğiniz için kapınıza bir icranın gelmesi söz konusu değildir. Çünkü bu hilal kart milletin ve devletin yoksul kardeşine hediyesidir. Bu hilal kart cebinizde olduğu sürece kendinizi güvende hissedeceksiniz. Başınız dik alnınız açık olacak, şeref ve haysiyetinizle yaşayacaksanız. Kimseye el açmayacaksınız, namerde muhtaç olmayacaksınız.''

Kaynak : haber7.com

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Kılıçdaroğlu'ndan Başbakana: Sayıştay...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis Genel Kurulu'ndaki bütçe görüşmelerinde Sayıştay raporları...

Haberi Oku