Polemik:
31 NUMARALI REKLAM ALANI
Türk erkekleri Alman kızlarını rahat bırakmıyor…

„Sen de hep İkinci Dünya Savaşı’ndan sorular soruyorsun” diyor Adolf[1] bana. Ben ise “Ama o dönemleri yaşamış ve halen birşeyler anlatabilecek kişiler yok artık, merak ediyorum” diyorum. Bana “Sizli-bizli konuşmayı hiç sevmem, nefret ederim. Bana “Adolf” de dedi. O gün bugündür “Adolf” diyorum ona…Adolf 77 yaşında, uzun boylu ve zayıf. Saçları bembeyaz. Halen çok dinç ve her işini kendisi yapıyor. Ama bir o kadar da hasta. Hangi hastalıkları var diye sormayın, hangi hastalıkları yok diye sorun, o kadar yani. Evinde 24 saat, senenin 365 günü hemşire bulunuyor yanında. Evine kurdukları suni solunum cihazı ve oksijen tüpüyle “Yaşayabiliyor”. Bu hastalık sigortaları için “Daha ucuz”. Yoğun bakım ünitesinde günlüğü 2000 Euro olan yatak masrafı ücreti, ev bakımında günlük 1000 Euro’ya düşüyor. (Benim ortalama hesaplarım, bu konuda yöreye ve tedavilere göre değişik hesaplar var.)Adolf  ömür boyu çalışmış. 65 yaşında emekli oluncaya dek işsiz kalmamış. Boyacılık ve her türlü tamir işleri gibi bir sürü yorucu işlerle uğraşmış. İki üvey kızı, üç oğlu, torunları var. Eşi, 6 sene evvel yatağa yatmış, uykuda aniden sessizce vefat etmiş. Uyandırmak istediklerinde fark etmişler öldüğünü. Almanların “Alt sınıf” dedikleri, eğitimsiz kesimden birisi diyebilirim. Çalışmadığı günler ailesiyle “Camping” yapıyor, yani doğa manzarası güzel, yeşillik bir yerde “Bağ evi” denilebilecek ama daha basitçe yapılmış evlerde birkaç hafta tatil yapıyor ailesiyle.

Evindeki eşyalar 1960-1970-1980’li yıllarına ait. Sıkıcı bir ortam, bana göre çok zevksizce döşenmiş, her yerde eşya yığınları var. Hanımı vefat edeli beri evde iş yapılmıyor. Adolf ile yaşayan, 50 yaşlarına yaklaşan üvey kızı çok tembel. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor masadan. Sürekli eşyalar ısmarlıyor internetten, paketler geliyor eve. Bütün gün o eşyaları düzüyor odalara, sonra bilgisayar başında film izliyor odasında. Adolf ise televizyon izliyor gece-gündüz. Abartı değil gerçek! Uykusu esnasında televizyon kapatılırsa, uyanıyor ve sinirleniyor. (Haberler, polisiye dizileri, bazı filmler). Sana kitap okuyayım diyorum, istemiyor. Oyun oynayalım diyorum, reddediyor. Hayatını çalışmakla geçirmiş, tatillerde ailesiyle kamp yapmış, bazen arkadaşlarıyla  motorsiklet sürmüş. Hayatı bundan ibaret. Başka hiçbir şeye ilgi duymuyor. Türkiye’ye dahi gitmemiş.Çocuklarına tahtadan oyuncaklar yapmış, ama onlara hiç iyi davranmamış. Bayramlarda hiçbir oğlu telefonla dahi aramadı. “İkinci Dünya Savaşı’nda aç kaldınız mı?” diye soruyorum.Adolf: İkinci Dünya Savaşı’nda aç kalmıyorduk. Berlin’de oturuyorduk o zamanlar, yakınımızda ekmek fabrikası vardı, oradan un ve şeker alıyorduk, tarlalardan beyaz lahana, patates çalıyorduk. Ağabeyim bir kere kurt köpeğini kesti, onu yedik” diyor.Ben “İiiiiyyy” diyorum gülümseyerek.

Adolf: Bazen de sapanla serçe avlardık, diyor. Isırgan otundan yemek yapılırdı, ıspanak gibi olurdu.Zehra: Biliyorum, biz de ısırgan otundan börek yapmıştık, diyorum. Bilmeyenlere tadını açıklayayım, ıspanak böreği gibi oluyor. Adolf, Berlin’de doğup-büyüdüğü için Rus Askerleri’ni soruyorum.

Adolf: Rus askerleri Berlin’e girdiklerinde bize iyi davrandılar. Ama Rus Ordusu’ndaki çekik gözlü Moğollar kadınlara tecavüz ettiler. Rus subaylarına şikayet edildiler ve o tecavüzcüler öldürüldüler. Moğollar da aynen Türkler gibi, kadınlara hiç iyi davranmıyorlar.Zehra: Neden hep genelleme yapıyorsun? Ben “Bütün Almanlar Nazi’dir desem, ne kadar doğru olabilir? Alman erkekleri de alkol içiyorlar, hanımlarına ve çocuklarına şiddet kullanıyorlar. Hatta öldürüyorlar. Ben şimdi „Bütün Alman erkekleri alkolik, ailelerine şiddet uyguluyorlar“ diyebilir miyim? Diyemem. Bu haksızlık olur.Adolf: Ama sizdeki kültürde var öyle davranışlar! Bizde olursa cinnet getirmiştir de olmuştur! Ama siz Türklerde abisi kız-kardeşini yabancı erkek-arkadaşı var diye öldürüyor!(Görüyor musunuz? Yani Türk erkekleri cinnet getirmeden de öldürüyorlar demek istiyor!)Zehra: Ama bu saydıkların tek-tük olan olaylar, Alman Medyası böyle olayları gösteriyor hep. Müslümanlar genelde böyle değiller. Müslümanlar da bu olayları hiç tasvip etmiyorlar. Ne Müslüman, ne de Türk Kültürü’nde böyle bir şey yok. Benim ağabeyim ve erkek kardeşlerim böyle değiller.Adolf: Ben etrafımdaki Türk erkeklerini hep görüyorum. Alman kadınlarını sadece cinsel obje olarak görüyorlar. Kullanıp, kullanıp atıyorlar.Zehra: Alman kadınları da kendilerini kullandırtmasınlar. Türk kadınları da kendilerini kullandırtmıyorlar.Adolf: Yazın bir görsen, Türk erkekleri Alman kızlarını sokakta hiç rahat bırakmıyorlar. Onlar için Alman kızlarının hiç kişiliği yok. Sadece cinsel objeler.Zehra: Alman erkekleri de öyle sayılırlar. Alman erkekleri hiç evlenmiyorlar bile. Bir kadını sahiplenmiyorlar. Kız-erkek arkadaş olarak yaşamak normal oldu. Alman kadını hamile kalsın, birçokları kadını terk ediyorlar. 20 sene sonra çocuk babasını tanımak için yola çıkıyor. Türkiye’de erkekler hiç olmazsa evleniyorlar.Adolf: Evleniyorlarsa, menfaat için evleniyorlar.Zehra: Sen Türkler hakkında çok genelleme yapıyorsun. Hepsi senin anlattığın tarzda şiddet kullanan kişiler değiller. Bazı şiddet kullanan Türk erkekleri var, ama bu  Alman erkeklerinde de var.Adolf: Öyle öyle, hepsi öyle. Sokaklarda görüyorum. Türk kadını çocukların elinden tutuyor, arkadan yürüyor. Türk erkeği önden arkadaşlarıyla gidiyor.Zehra: Benim eşim de arkadaşlarıyla önden yürümeli. Arkamdan yürüyen ve beni izleyen erkeklerin olmasını istemem. Bundan çok rahatsız olurum. Ben erkeklerin arkasından yürümeyi tercih ederim her zaman. Çocuklarım olsaydı, ben de onların elinden tutardım arkadan yürürken. Anlattığın örnek ailenin mutluluk ve kadının değerini gösteren bir ölçü değil ki. Müslüman erkekler bana hep iyi davrandılar şimdiye kadar.Adolf: Sen 20 sene sonra aynı görüşte olmayabilirsin.Yazı uzadığından başka bir yazıda diğer sohbetleri ve yorumlarımı aktaracağım inşallah.İşte böyle. Bu sadece Adolf’un görüşü değil. Almanların büyük çoğunluğu böyle düşünüyorlar.Böyle düşüncelerin oluşmasında Türk ve Müslüman (Almanya’da genelde Arap ve Kürt) erkeklerin davranışları-sözleri, genel durumları ve Alman Medyası’nın tek taraflı haberleri büyük rol oynuyor.Bütün kadınları „Huysuz“ diyerek damgalamak ne kadar yanlışsa, bütün erkekleri „Öfkeli, şiddet kullanan“ diye damgalamak da o kadar yanlış.Erkek huysuz kadına elbette öfkelenir, demenin yanısıra, kadın acaba neden huysuzluk yapıyor, diye sormalı!Zehra YAVUZ / Almanya / Haber 7[email protected]http://twitter.com/zehrayavuz1

[1] İsmini değiştirdim.

Kaynak : haber7.com

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Diyanet'in kürtaj çıkışı
Diyanet İşler Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in dün yaptığı 'kürtaj' açıklaması tartışma yarattı...

Haberi Oku