GEÇTIGIMIZ günlerde Disisleri Bakani Ahmet Davutoglu, Libya'nin Bingazi kentine tarihi nitelikte bir gezi gerçeklestirdi. Türkiye'nin, Libya'nin muhaliflerden olusan Ulusal Geçis Konseyi'ni (UGK) ülkenin resmi temsilcileri olarak tanidigini ve Kaddafi'nin artik çekilmesi gerektigini net ifadelerle açikladi.
Davutoglu'nun Libya seyahati birçok açidan önemli. Zira Kaddafi'ye alenen "git" derken bir bakima Suriye Lideri Besar Esad'a da "Kizim sana söylüyorum, gelinim sen anla" demis oldu.

Eger Esad halkini katletmeye devam ederse Ankara yakinda ona da sirtini çevirmek mecburiyetinde kalacak. Misir'in devrik cumhurbaskani Hüsnü Mübarek'e iktidari birakma çagrisinda bulunan ülkelerin basini çeken Türkiye, Davutoglu'nun Bingazi gezisiyle birlikte buharlasan ticareti, ihaleleri, istikrarsizlik korkularini bir kenara itip demokrasiden yana tavir koymus oldu. Dolayisiyla yarin Iran'da simdilik sinmis görünen muhalifler gösterilere yeniden baslar ve rejim yine kanli yöntemlerle onlari bastirirsa bu kez Türkiye'nin daha sert bir pozisyon almasi sasirtici olmaz.

Libya gezisini tarihi kilan bir baska gelisme ise Davutoglu'nun Bingazi'de Tahrir Meydani'nda Arapça konusmasiydi. Davutoglu'nun, "Ömer Muhtar'in torunlarina selam olsun" diye baslayan konusmasi Libyalilar arasinda büyük cosku yaratti. Yillarca Ortadogulu olmadigini kanitlamaya çalisarak geçiren devlet, böylece bu kompleksli yaklasima da veda etmis oldu. Görüslerine basvurdugum birçok Ortadogu uzmani, Davutoglu'nun bu hamlesinin bütün Arap dünyasinda olumlu yankilandigini belirttiler.

Bunlarin hepsi son derece olumlu gelismeler. Ne var ki Arapça kompleksini atan Türkiye, Kürtçe paranoyasini henüz atabilmis degil. Yurttaslarimiz halen Kürtçe konustuklari için yargilaniyor. Örnegin, hapisten seçilen ancak özgürlüklerine bir türlü kavusamayan alti BDP'li vekilin aleyhinde kullanilan argümanlar arasinda, durusmalarda savunmalarini Kürtçe yapmakta israr etmeleri var.

Farz edelim ki "sov" pesindeler. Neticede Kürtçe onlarin anadili ve bu ülkede milyonlarca vatandas bu dili konusuyor. Devletin tüm çabalarina ragmen Kürtçe yok edilemedi. Son yillarda yasaklarin gevsetilmesi, programlari pek parlak olmasa dahi 24 saat yayin yapan devlet kanalinin (TRT 6) açilmasi geç de olsa önemli adimlar.
Ama yeterli degiller.

Kürtçe bu ülkede en yaygin ikinci dil. Madem bölünmek istemiyoruz, bu dili ögrenmek sadece Kürtlerin degil herkesin hakki olmali. Biraz klise kaçiyor ama Türklerin de Kürtlesme zaman çoktan geldi. Bu baglamda meslektasim sevgili Cengiz Çandar hepimize örnek oldu. Ileri düzeyde Arapça ve Ingilizce bilen Cengiz, Kürtçe dersleri aliyor ve Irak Kürdistanli dostlarimdan duyduguma göre de Türkiye'de en yaygin Kürt lehçesi olan Kirmançice'yi sökmüs bile.
Kürtler hakkinda yillarca ahkâm kesen biz ise onlarin dillerini ögrenme gayretinde bulunmadik. (Gerçi 2000 yilinda Ankara'da yasarken Çeto Özel isimli Kürtçe hocasindan "Özgür Üniversite"de birkaç ders almistim ama kaçak olan bu kurs kapatilmisti.)

Istanbul sokaklarinda Kürtçe konusan binlerce insan var ama biz onlarin söylediklerinden hiçbir sey anlayamiyoruz. Bir iki kelime dahi seçemiyoruz. Oysa bir Fransizca, Ingilizce, hatta Almanca konusuldugunda mutlaka tanidigimiz kelimeler oluyor. Bu anormal duruma derhal son verilmeli. Bu yabancilik bitmeli.
Yeni Milli Egitim Bakanimiz Ömer Dinçer bu konuya el atmali. Devlet okullarinda anadilde egitim simdilik zor olabilir ama anadil egitimi neden olmasin?
 
Edi Bese! Yani, "yeter artik"!

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×