Avukatlar, Bursa Cumhuriyet Savcılığı’na ve İmralı F Tipi Yüksek Cezaevi Müdürlüğü’ne 13. kez başvuru yaparak müvekkileri Öcalan’la görüşmek istediğini bildirdi. Ancak başvuruları bir kez daha reddedildi. Gerekçe olarak da Adalet Bakanlığı’na ait Tuzla gemisinin bozuk olması gösterildi. Öcalan’dan 27 Temmuz’dan beri yani 45 gündür hiç bir haber alınamıyor.
Avukatlar AİHM’e gidiyor
6 haftadır müvekkilleriyle görüştürülmeyen avukatlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmayı kararlaştırdı. Dün konuya ilişkin açıklama yapan avukatlar, tecridin insanlık dışı bir uygulama olduğuna dikkat çekerek, Öcalan’ın dış dünyayla bağını kesen uygulamaların demokratik çözüm ve barışa hizmet etmeyen politikaların ürünü olduğunu belirtti. „Hükümet ile devlet, hukuk ve yasaları ihlal ederek, insanlık suçu işliyor“ diyen avukatlar, kasti ve özel tecrit uygulamasını AİHM’e taşıyacaklarını söyledi.
Son görüşte ne demişti?
Öcalan, 27 Temmuz’daki görüşmesinde yaptığı açıklamada, „Beni taşeron olarak kullanıyorlar“ diyerek bundan sonra müzakerelerde rol alması için „sağlık, güvenlik ve özgür hareket etme“ şeklinde üç şart koşmuştu. Öcalan bu şartlar sağlanmadığı takdirde „daha fazla devam etmeyeceğini“ ifade etmişti.
Tecrit Kürtlerin gündeminde
Öcalan’a yönelik tecrit BDP ile Demokratik Toplum Kongresi’nin de gündeminde. Tecrit çeşitli eylemlerle protesto edilirken, BDP konuyu hükümet nezdinde gündeme getirmeyi planlıyor. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, hafta içinde „devletin Öcalan’a yönelik doğru bir yaklaşım göstermesinin PKK ve Kürt halkında anında karşılık bulacağını“ vurguladı ve konuyla ilgili Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüşeceğini açıklamıştı.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) de BDP’nin 4 Eylül’deki olağan kongresinde tüzüğüne aldığı „Demokratik Özerklik“ kararının gerçek hayatta bir karşılığı olması için harekete geçerek, Pazartesi günü (5 Eylül) bir çağrı yaptı. DTK’nin çağrısı, özerklik talebinin yanı sıra Öcalan’ın özgürlüğü konusunu da kapsıyor.
DİHA/İSTANBUL




