Beyaz peynir ve çay benim için önemli oldu
Magazin:
31 NUMARALI REKLAM ALANI
Beyaz peynir ve çay benim için önemli oldu

NAZENİN TOKUŞOĞLU
GAZETE HABERTURK- HT MAGAZİN

Survivor yarışmasının çekildiği Dominik Cumhuriyeti'ndeydim. Bir gazeteci olarak hayatımın en güzel günlerini geçirdim. Adada bana en sahip çıkan, gezdiren, güldüren isimse Burcu Esmersoy'du...

Burcu Esmersoy deyince ilk aklımıza gelen "Güzel spor spikeri", biz onu öyle tanıdık. Sonra Yok Böyle Dans yarışmasında harika dansıyla da tanıştık. Meğer on parmağında on marifet varmış. Burcu sonunda karşımıza balta değmemiş ormanların bulunduğu Dominik Cumhuriyeti'nde çıktı. Adanın en eğlenceli, en fırlamasıymış da haberimiz yokmuş. Fırlamalık mı dedin Burcu? O zaman farz edelim ikimiz de adada yarışmacıyız ve Ada Konseyi'ndeyiz...

Ada konseyinden herkese merhaba, bugün aramızdan bir isim ayrılacak, şimdi o ismi açıklıyorum. Kusura bakma Burcu, adanın ilk gününden beri senden nefret ediyorum. Çünkü kapkarasın ve her gün biraz daha kararıyorsun.
Ama Nazenin sen evden dışarı çıkmadan barakanın içinde duruyorsun sürekli. Hep gölgedesin, "Güneş zararlı" diyorsun. Ben de ne yapayım, dışarıda durmak zorundayım. Seninle aynı yerde duramıyorum sonuçta. Ama bunu yayında söylemene gerek yoktu. Biz plajda birlikte yürürken de söyleyebilirdin.

İntikam almak istedim. Ama çok güzel olmuşsun.
Teşekkür ederim.

Birkaç gündür ben de sizinle birlikteyim. Teşekkür ederim beni çok güzel ağırladınız. Bir kere şunun mutlaka cevabını vermem gerekiyor. "Hem tatil hem iş yapıyorlar" diyorlar sizin için. Burada inanılmaz bir ekip çalışması var. Herkes işinin en iyisi ve kaç kişi çalışıyor? Yayından önce söyledin inanamadım.
Şimdi şurada bıcır bıcır konuşan kurbağalar iki tane, onları da sayarsak, ki onlar her konseyde buradalar zaten, var yazılıyorlar, onların dışında yaklaşık 200 kişi çalışıyor. 100 küsur Arjantinli ve Türk, işte 80-90 tane de Dominkli çalışanımız var. Gayet uyumlu bir şekilde çalışıyoruz. 220 kişi diyelim toplamda.

3 ay geçti değil mi?
Evet geçti gerçekten, 95. gün ve inanılmaz.

"Arabada Dominik müzikleri dinleyerek ve yolları hiç karıştırmayarak" diyorsun...
Aynen... Hiç karıştırmayarak ve merakla her şeyi öğrenerek...

Bildiğin adalı oldun yani! Beni de yerli gibi gezdirdin.
Adalıyım, ada tarafından da tanınıyorum artık. Zaten araba kullanış tarzımdan beni kesin tanıyorlar. Gerçekten buradaki lokallerle aram gayet iyi, mekân sahipleriyle; işte market, yemek yediğimiz restoranın sahibiyle de öyle. Komşum zaten onlar. Sabah herkese "Günaydın" diyerek başlıyoruz, "Gece iyi geceler" diyerek yatağımıza gidiyoruz. Hani İstanbul'dan daha sıcak bir ortam oldu. Gerçekten buradan ayrıldığım için çok üzgünüm. Ama İstanbul'a gidiyor olduğum için de çok mutluyum. Yani arada kaldım şu anda. "Ne hissediyorsun?" diye sorarsan gerçekten cevap vermesi çok zor.

Şimdi İstanbul'a dönüyorsun, ama çok özel bir yerden... Böyle yerlerden dönünce "Ferrari'sini satan bilge" durumu olur ya; mesela artık ne yapmayacaksın İstanbul'da, burada o doğallığı gördükten sonra, böyle kararlar aldın mı? "Sık kuaföre gitmeyeceğim" gibi...
Hayır o tip kararlar almadım, ama insanlara daha fazla vakit ayırma konusunda kararlar aldım. Çünkü bu seneye kadar, buraya gelene kadar sevdiğim insanlara çok vakit ayıramıyordum ve işle geçiriyordum bütün hayatımı. Bu 90 gün içinde onların özlemini çok fazla çektim; arkadaşlarımın, ablamın, kedimin... Onlarla yeterince vakit geçirmediğimi fark ettim. Kendimde bunu düzelteceğim bir kere ve kendime de çok daha vakit ayıracağım. Ama onun dışında ne bileyim, beyaz peynir, çay benim için dünyanın en önemli şeyi haline geldi. Türk kahvesi de öyle. Küçük küçük bu tip kararlar verdim, ama çok abartılı büyük kararlar değil. Saç bakımımı ihmal etmeyeceğim yani.

Arabanı da satmayacaksın...
Yok yok, o kadar değil yani.

Şimdi İstanbul'a dönünce ilk ne yapacaksın? Evde mi oturacaksın yoksa hemen bir Bodrum'a mı gideceksin?
Bodrum mu? Artık su, deniz, güneş çok fazla görmesem de olur! Ama gerçekten evimi çok özledim. Gerçekten evden çıkasım hiç yok, koltuğumu bile çok özledim. Televizyonu bile özledim. Büyük bir ihtimalle ne var ne yok diye onlara bakacağım herhalde. Yaklaşık bir 15-20 gün sonra da sokağa çıkarım. Bir 15-20 gün bana izin verirlerse sevinirim.

Ben pek zannetmiyorum. İstanbul'da yapsaydık bu röportajı, bu kadar büyülü olmazdı. Sen çoktan sıkılmış olurdun.
Sanırım öyle... Ama burada hazır seni gezdiren birisi oldu fena mı?

Şu oturduğumuz yerin arka tarafı nereye gidiyor? Çok merak ediyorum.
Çok güzel bir yere gidiyor.

En çok kurbağa sesi de oradan geliyor.
Gel ben seni götüreyim.

Önce adaya veda edelim, bir daha ne zaman geliriz kim bilir!
Bütün ekibe de zaten aynı şeyi söyledim, bir kez daha söylüyorum. Önce Survivor'ı izleyen, bizi ekran başında yalnız bırakmayan herkese teşekkür ediyorum. Bir de buradaki Dominik Cumhuriyeti'nde birlikte 3 ay geçirdiğim herkese "Muchos gracias" diyorum.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Gangnam Style şarkısı Yetenek Sizsiniz Yarışması'nda
Koreli şarkıcı PSY'nin dünyayı kasıp kavuran Gangnam Style şarkısı ve dansı ekranları süslemeye devam...

Haberi Oku