Bir savaş kınamalarla ya da
taraflardan birinin haksızlığını ispata çalışmakla durdurulabilir mi? Terör
olayları karşısındaki tavrımız sıradanlığı aştı ve bayağılığa dönüştü.
Önümüzdeki günlerde benzer bir olayla karşılaşırsak kimin ne söyleyeceğini
ezbere biliyorum. Yetkililer kınayacak, başsağlığı ve acil şifa dileklerini
sunacak ve suçluların en kısa sürede bulunacağını söyleyecekler. Aslında failler
önceden bilindiği için kim yaptı sorusuna gerek kalmayacak ve yazarlarımız PKK
üzerine çeşitlemeler yaparak sütunlarını dolduracak. Bu tavır güvenlik
güçlerimize de büyük bir rahatlık sağlayacak ve olayın ne faili ne de hedefi
konusunda uzun boylu düşünmeye gerek kalmayacak.
Olayları sadece kullanılan araç ve uygulanan metotlarla değerlendirmeye
alıştığımız için gelişmelerin bir savaş olmadığını düşünüyoruz. Eğer
yaşadıklarımız bir savaş olsaydı ordular karşı karşıya gelir ve bugüne kadar
gördüklerimiz tekrarlanırdı.
Dünyada yeni bir şey olmaz, her şey geçmişin bir tekrarıdır, bu gördüklerimiz
bir savaşa benzemiyor demek yerine ortaya çıkacak sonuçlara göre bir
değerlendirme yapsaydık farklı düşünecektik. Haritaların değişeceği, bozulan
dengelerin yeniden kurulacağı, yeni bir ekonomik modelin oluşturulacağı bir
sürecin, sonuçları açısından, bir savaştan ne farkı var?
11 Eylül bu savaşın başlangıcı idi ve kullanılacak aracın ne olduğu da belliydi.
Terör, yeni bir aşamaya geçilirken, bir savaş aracı olarak kullanılacaktı. İlk
günden beri aynı şeyi söylüyorum ve bir tek kişi bile katılmasa bile, iddiamın
arkasındayım.
Bir bebek, çocuk ya da sıradan bir insan teröristin ne hedefi ne de düşmanıdır.
O, bu ölümlerin yaratacağı tepkileri amaçlamaktadır ve biz onun beklentisine
uygun tepkiler vererek hedefine ulaşmasına yardım ediyoruz. Şu soruyu kendinize
sorun ve cevaplayın: Terörist nasıl bir tepki vermenizi bekliyordu? Birisini
sorumlu sayıp ona düşmanca duygular beslemeniz çok şaşırtıcı mı oldu? Düşman
saydığınız kişi veya örgüt onun beklentisinden farklı mı? Yani onun hedefinden
bir milim farklı bir şey yaptınız mı? Bana göre ne istediyse veriyoruz. Fazlası
var eksiği yok!
Hayatını teröriste lanet okumak ve kınamakla geçiren, halkın tepkilerini
söndürmek yerine körükleyen ama hiçbir çözüm önerisi getirmeyenler bu sürecin en
gözde destekçileri konumuna düşmüyorlar mı?
Yaşadığımız süreç bir savaştır ve büyük bir çatışmanın sonuçlarına benzer
etkiler yaratacaktır. Haritalar değişecek, güç odakları yeniden belirlenecek,
İkinci Dünya Savaşından sonra oluşan denge ve ekonomik düzen yeniden
şekillenecektir. Bir savaş sürecinde halkın sokaklara dökülüp düşmanı
lanetlemesi, kendi içinde kamplara ayrılıp birbiriyle dövüşmesi ne kadar
anlamlıdır?
ABD’nin de terörle savaştığını ve terörizmin sisteme yönelik bir düşman olduğunu
söyleyebilir ve bizim de aynı şeyi yaptığımızı düşünebilirsiniz. İddianızı kabul
etsem bile aynı şeyi yaptığımızı söyleyemem. O, terörizm dediği her neyse,
onunla mücadele ederken tüm dünyaya yeniden biçim veriyor. Terörizmi önlemek
için var olan her şeyin değişmesi gerektiğini söylüyor. Bizim de tavrımızı buna
göre belirleyip nelerin, nasıl değişmesi gerektiği konusunda bir öneri sunmamız
gerekmez mi?
Bu savaş bir maskeli baloya benziyor. Kimse üniformaları içinde dövüşmüyor.
Kimin hangi tarafta olduğu bilinmiyor. Daha da kötüsü tarafların kimler olduğunu
ne bilen var ne de söyleyen. Herkesin bir teröristi var ve bunlar dünyada bugüne
kadar yaşanmış tüm büyük savaşların sonuçlarına benzer etkiler yaratabiliyor.
El-Kaide herkese rağmen varlığını sürdürüyor ve gerektiği zaman mesajlarını
televizyondan kitlelere ulaştırabiliyor. Son mesajı Lübnan’a yollanan barış
gücüne savaş açacağı biçimindeydi.
Bu mücadeleyi , anlasa da anlamasa da, hazırlıklı olsa da olmasa, da devlete
bırakmak zorundayız. Halkın tepkileri işimizi zorlaştırmaktan başka bir şeye
yaramaz.